Önceleri, bana gülüyorlar, cehaletimden ve yavanlığımdan dolayı beni küçük görüyorlardı; şimdi de, bilgimden ve kavrama yeteneğimden ötürü benden nefret ediyorlardı. Neden? Tanrı aşkına, bunlar benden ne istiyorlardı? Bu zeka, benimle tanıdığım ve sevdiğim tüm insanlar arasına bir çomak sokmuş, beni fırındaki işimden etmişti. Şimdi, eskisinden çok daha fazla yalnızdım.
"insan en çok sabahları arar sevdiği kadını" diyor birisi, katılıyorum o sabahlara öğleler kaba yaşanır, kalındır akşamüstleri ince hüzünlü çiçekler alınıp verilebilir, sabahtır yalnızlık nasıl sabah nasıl yalnızlık ve şiirsel hiçbir yanı yok sanılır var mıdır, vardır vardır, ama çiçeklerle değil kendi başına zımpara taşı gibi acımasız ne aklıma gelse bir bakıyorum unutmuşum tren penceresinden bir tarla eskiyip atılmış bir gömlek - hiç unutmam
Aşk zaten dalga dalga gelir, seni yere çarpıp kaçar gider, sen öylece bakıp kalırsın ardından, belki bir gün geri döner sanırsın, dönmez, aşkta da bazı emirler kapanmaz, tarihi geçer ama izi geçmez, unutulmaz. hesapta açık bir pozisyon gibidir, görmezden gelsen de içeride bir yerde yanmaya devam eder...