Kuantum fizigindeki son keşiflerin çoğu, insanlığın müstesnalığına inancımızı sarsmıştı. Aslinda evrenin merkezinde olmadığımızı, temel kuantum alanlarındaki geçici salinimlardan ibaret olduğumuzu ortaya koyuyorlardı. 'İnsanlar hayatın bor anlamı olduğuna, insanın varoluşun merkezinde bilunduğuna inanmak istiyor.' Dinin bugun, modern dünyada bile hala bu denli çekici olmasının nedeni bu işte..
Eğer tecrübenizde olup bitenler beyninizde olup bitenlerin içinde olmadığı bir şekilde zihninizin icindeyse, bu durumda tecrübelerinizin ve başka zihinsel hallerinizin beyninizdeki fiziksel haller olamayacağı açıkça ortadadır. Sinir sistemiyle çalışan bedeninizden daha fazla bir şeye sahip olmalısinızdır.
Zihniniz beyninizle bağlantılı olmasına karşın beyninizinden farklı bir şey midir, yoksa zihniniz beyninizden mi ibarettir?
Düşünceleriniz, hisleriniz, algilariniz, duyumsamalariniz ve istekleriniz beyninizde bütün fiziksel süreçlere ilave olunan bir şey midir yoksa onların kendileri birtakım fiziksel süreçler midir?
"'Hayatın önsel bir anlamı yoktur' diye yazar Sartre Varoluşçulukta.. onu anlamlı kılmak size kalmış." Fakat ben hayata özel bir anlam kazandırmak istemiyordum. Anlamın dünyada var olmasını istiyordum..