Kendisi de bir psikiyatrist olan Irvin D. Yalom'un yazdığı Nietzsche Ağladığında aslında yolları hiç kesişmemiş olan Josef Breuer ve Friedrich Nietzsche'yi kurgusal bir ortamda bir araya getiriyor ve bize güzel bir düşünsel etkileşim sunuyor. İkilinin diyalogları öyle çekici ki başta bu entelektüel rekabet nereye varacak diye merak ederken onların diyalogları beni kitaba bağladı.
Çoğu kişinin edebi anlamda okuyabileceği, dili anlaşılır, akıcı ama içerik açısından yoğun bir kitap. Yalnızlık, yaşlanma korkusu, ölüm korkusu, özgürlük arayışı, arzular, hayatın anlamı gibi temalara değiniyor. Okumadan önce duygusal açıdan hazır hissedilmeli. Kurgu olmasına rağmen felsefe ve psikoloji çok ustaca işlenmiş. Benim gibi felsefeden uzak biri için iyi bir başlangıç olduğunu söyleyebilirim. Diyaloglarda kayboldum, çoğu cümleyi tekrar tekrar okudum ve üzerine düşündüm, kendi düşüncelerimi fark ettirdi bana.
Başlarda Breuer'in saplantısı ve Nietzsche'nin hastalıkları beni biraz yordu ama kitap çok iyi toparlandı bence.
Kesinlikle okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
BURADAN SONRASI SPOILER İÇERİR!!!!
.
.
.
Gerçek Friedrich Nietzsche'yi tam anlamıyla tanımasam da kitaptaki Nietzsche'yi ben çok sevdim, felsefesini, acılarını, bunalımını, yalnızlığını paylaştım. Nietzsche ona acıdığımı bilse rahatsız olurdu muhtemelen, ona duyduğum bu empati, onun kendi felsefesiyle çelişirdi çünkü Nietzsche'ye göre acımak ve acınmak bir yanlıştı.
Kitabın sonları benim için kırılma noktasıydı, Breuer'in hipnozu çok güzel bir şaşırtmacaydı. Nietzsche'ye iyileştiğini söylerken ona ihanet ettiğini düşünmesi ve o anki suçluluk duygusu, Nietzsche ve Breuer'in arasında oluşan dostluk, her şeyi birbirlerine itiraf etmeleri, Nietzsche'nin Breuer'in iyileştiğini öğrenince hissettiği kırgınlık, Nietzsche'nin yavaş
"Sen hayatını yaşadın mı? Yoksa hayat mı seni yaşadı? Hayatını seçtin mi? Yoksa o mu seni seçti? Onu sevdin mi? Yoksa pişmanlık mı duydun? Hayatını tükettin mi diye sorduğumda bunu kastediyorum. Onu bitirip tükettin mi?"