Gurur ve Önyargı kesinlikle romantik bir hikayeden daha fazlası, verdiği mesajlar ve karakter dinamikleri çok güzel. Statü farkının evliliği nasıl etkilediğini, kadının toplumdaki yerini, fazla kibir ve gururun insanı nasıl çevreden uzaklaştırabileceğini, önyargının çok yanlış bir şey olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını anlatıyor.
Karakterler farklı ve özgündü, çoğuna gıcık olsam da. Tüm kitap belirli karakterler arasında geçtiği için hepsini çok benimsedim ve kitabın içine girebildim. Elizabeth ve Darcy'nin karakter gelişimleri çok güzeldi. Özellikle Darcy gerçekten kalbimi kıpır kıpır etti sonlarda.
Bazı şeylere içim gitti, bazı şeylere de sinir oldum. Balolar olmasına, giydikleri elbiselere, o döneme özgü konuşma tarzlarına, mektuplaşmalarına bayıldım. Böyle şeyler o dönemi anlamama da yardımcı oldu. Ama evde beş kız kardeş varken mirasın erkek çocuk olmadığı için kuzenlerine kalacak olmasına sinir oldum. Kısacası eserin yazıldığı dönemi yansıtması benim çok hoşuma gitti.
Jane Austen'in kalemini de çok sevdim, tam benim aradığım tarzda. Çeviri de gerçekten güzel olmalı ki cümleler çok dolu doluydu. Çoğu cümlesi üzerimde bir etki bırakıyordu, uzun uzun düşündüm.
Kitabın en sevdiğim yanlarından biri de içindeki diyaloglar. Jane Austen mizahi ve zekice bir anlatımla yazmış hepsini ve ben de kitabın içine girip kendi görüşlerimi onlarla konuşmak, tartışmak istedim.
Kitabın benim için tek olumsuz tarafı içindeki romantik sahnelerin bence biraz az olmasıydı. Özellikle son bölümlerde Elizabeth ve Darcy'yi daha çok birlikte görmek isterdim çünkü ikisine de doyamadım. Ama bu haliyle bile yeri çok güzel ve özel.
En yakın zamanda filmini de izleyeceğim.