Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi.
Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşmaya, - ruhumuzla yaşamaya - başlıyorduk.
İdam edilmek üzere olan çaresiz bir insan ve bu idamı zevkle keyifle seyreden topluluk...
Kana susamış lanetli varlıklardır insanlar ve kan dökmeyi kendi oluşturdukları yasalarla meşrulaştırmışlardır.
Bu kitapta bunu çok net görüyoruz