“Her millet ya büyük insanlar ya da aşağılık kişilikler doğurur. Halk kitlelerinin ruh haline bağlı olarak da onları başa getirir. Halkın değer gösterdiği bir şey var mıdır, yok mudur? Millet aklı, iradesi ve vicdanı daha iyiye mi gidiyor? Yoksa çürüyüp zehirleniyor mu? Veya utanç verici boş bir varlığa mı dönüşüyor.”
“…Ama en mutlu ânı işaret ettiğimizde, onun çoktan geçmişte kaldığını,bir daha gelmeyeceğini,bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanılabilir kılan tek şey, o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır. Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların hatıralarını,renklerini,dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.”
“Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez. Bazı insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının o altın anını ‘şimdi’ yaşadıklarını içtenlikle(ve sık sık) düşünebilir ya da söyleyebilirler belki, ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar.”