Saatler ve takvimler, bize unuttuğumuz Zaman’ı hatırlatmak için değil, başkalarıyla olan ilişkimizi ve aslında bütün toplumun düzenlemek için yapılmışlardır, böyle de kullanılırlar.
Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulmayacak şekilde bir şekilde yayılır.
“Benim için hayatın amacı mutluluk değil,” dedim. O yüzden benim mutlu olmadığımı, hayattan kaçtığımı zannediyorsun…Bana huzur veren başka bir hayatın eşiğindeyim…”
Acılar yüzünden uykusuz kalmak için daha çok erken, korkma. Ama benim yaşıma gelince hayatta pişman olduğun şeyler varsa, sabahlara kadar yıldızları sayarak bekliyorsun. Sakın pişman olacağın bir şey yapma.
Bence insanlar, taklit bir ürünü sahte olduğu için değil, “ucuza alındığı anlaşılabilir” korkusuyla kullanmak istemezler. Benim için kötü olan şey ise, tabii eşyanın kendisine değil, markasına önem vermektir. Kendi duygularına değil de başkalarının ne diyeceğine önem veren insanlar vardır ya hani…