Biz bir hayatın içine doğuyoruz. Yani akan bir nehir var, belli bir mekanda doğuyoruz. Buna memleket, şehir, köy diyelim her neyse. Bu doğduğumuz çevrenin içinde aktörler var. Anneler, babalar, akrabalar vs. Ve birde dönem var. Yani biz akan bir nehrin bir yerinden mülaki oluyoruz. Sonra bir yerinden de çıkıyoruz. Buna ömür diyoruz. Doğduk ve bu dünyadan ayrıldık. Bu arada ne oluyor buna bakmamız lazım. Nasıl bir muhite doğduk bu da çok önemli bir şey. Dolayısıyla o muhitin bizim üzerimizdeki etkisi ne? Çünkü o muhit bizi bir manada önce maddeten yani süt içiyoruz mama yiyoruz ama esasen manen biçimlendiriyor. Ve o biçimlendirme sonucunda biz bir şahsiyet sahibi oluyoruz. Yani hayata karşı yaptığımız eylemler ile diyorlarki bu zat şu şu şu özelliklere ayrılan bir zattır. Bu eylemlere baktığımız zaman inandığımızla yaptığımız arasında bir örtüşme var mı? Hak bellediğin yolda yalnız da olsa yürüyeceksin diyor şair. Yani dolayısıyla bize bir şeyleri öğretiyorlar ve sonra diyorlarki hayat senin buyur. İşte o hayatı nasıl yaşayabiliyorsun? Hayattaki eylemlerimizle inandığımız arasında bir bütünlüğün olması lazım. Bu bütünlük diğer insanlarda bizim inandığımıza saygı göstersin göstermesin, eylemlerimize karşı hürmeti olsun olmasın mutlaka ama mutlaka bir etki uyandırıyor.
Saadettin Ökten-Benliğimizi Küçültürsek Hayatımız Büyür