Bizim hayata karşı duyduğumuz yabancılaşma gerçek hayattan tiksinecek, onun ismini bile duymak istemeyecek derecededir. Üstelik, bu hayatı bir iş, bir görev gibi kabul ediyoruz ve onu kitaptan öğrenmeyi daha üstün sayıyoruz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çünkü burada herkes tutsaktır, hepsinin vicdanı, acıma duygusu kökten yok olmuştur… Üstelik bu çirkefe bulaşmış olanların hakaretleri, sövgüleri çok daha iğrençtir. Elinde ne varsa buraya vermek zorundasındır. Sağlığını, gençliğini, umutlarını, geleceğini, hayallerini, evet her şeyini…
İnsanların bir an için aptal olmadığını düşünelim. (Gerçeğe bakarsanız böyle bir iddiada bulunmak olanaksızdır. İnsanı aptal kabul edersek kime akıllı diyeceğiz?) Ama şunu söylemeliyim, insanoğlu aptal değilse bile, o ölçüde nankördür. Evet, eşi bulunmaz bir nankör, bir değerbilmez! Nankörün nankörü! Hatta bana göre, insanı en uygun olarak, iyi ayaklı nankör bir yaratıktır diye tanımlamak gerekir.