📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Endülüs dağlarında çobanlık yapan bir delikanlının gördüğü rüya üzerine ilahi-mistik bir yolculuğa çıkmasıyla yaşadığı deneyimleri konu alan bir kitap.
Bu kitabı okurken her satırın anlatmak istediği bir mesaj vardı. Kaçırdığım alt metinler olduğunu düşündüğüm için tek seferlik okuyacağım bir kitap olmayacak.
Her karakter birbirinde farklı erdemden bahsediyordu. Mesela deveci sayesinde geçmiş ve gelecekten ziyade şimdinin ne kadar kıymetli olduğunu anlıyoruz; kahinin de dediği gibi, geleceğin gizemi şimdiye kök salmıştır. Delikanlının yüreği sayesinde mutlu olmak için uzaklara bakmaya veya büyük beklentiler yetiştirmenin zorunlu olmadığını anlıyoruz. ''Mutluluğun çölün küçük bir kum tanesinde bulunabileceğini söyledi.'' Kral, simyacı ruhumuza dönüp bakmamızı öğütler. Ne istiyorsak, neyi merak ediyorsak orada bulabileceğimizi... Bu evrende başrol biziz ve tanrı içimizde.
İnsanın gönül sesini bastırmasıyla yanlış yollara gidebilmesi ve işin acı tarafı ihtiyacımız olduğunda sesini duyamayabiliriz.
Yüreğimizi ve ruhumuzu okuyup dinlememiz gerektiğini aşılayan bir kitaptı Simyacı. Dilinde okumaya zorlaştıracak pürüzler çok yok. Çevirisi gayet iyi . Okuma eyleminden çok sizi de mistik bir yolculuğa çıkartan bir kitaptı. Mutlaka okunmalı diyebilirim.
Paulo COELHO'nun Simyacı kitabının ben de uyandırdığı hissiyatlar bunlardı.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024247bin okunma
Bir kadın ; toplumun, çevresinin ona biçtiği dar, bol, kısa, uzun, yamalı kaftanlardan kaybolan ruhunu arayan bir kadın.
Anne, iş kadını, arkadaş, eş , sevgili vb. birçok sıfatı taşıyan kadın; zamanla kendinden uzaklaşıp bu sıfatların ona dayattığı görevleri yerine getirmeye adanır. Bedeni ele geçirilirmiş gibi düşünür, konuşur, güler ama nihayetinde kendinden , isteklerinden kaçamaz.
Öyle bir an gelir ki kilitlediğin kalenin içindeyim , örselendim der gibi seni tutup bataklığa ''boşluk'' çeker. Kulak vermek lazım ona. İnsanın benliğinden kaçması nafile.
Otopsi'de içindeki boşluğun ilk başladığı zamana giderek olan biteni yazarak iç dünyasına ışık tutmaya çalışan bir kadın görüyorum. Kurgusu ve karakterleriyle güzel bir kitaptı. Kitabın hacmi küçük olsa da kelimelerin hacmi oldukça büyük bir yer kaplıyor son sayfayı çevirince.
Özge LENA'nın bu eserinin ben de uyandırdığı hissiyatlar bunlardı.
'' Oysa biliyor ki kelimelere ihanet edilmez. Sırt çevrilemez. Hikayeler içinde birikirse insanın, harflere dökülmezse, tüm yaşamını zehirler. Yaşamı zehir eder. Ruhu boşalır insanın. İçi boşalır. ''