Kübra Koç

Kübra Koç
Dışımız serseri içimiz kütüphane
İnsanoğlu zamanın bu mahpusu, onun dışına fırlamaya çalışan biçare idi. Onun içinde kaybolacağı, geniş ve biteviye akan nehrinde herşeyle beraber akacağı yerde, onu dışarıdan seyre çalışıyordu. Onun için ızdırap makinası olmuştu.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Ne ölüm var ne de hayat var. Biz varız. İkisi de bizde. Onlar, ötekiler sadece zaman aynasından geçen küçük büyük arızalardı. Merih'te bir dağ küçük bir patlayışla çöker. Ay'da lav dereleri kurur. Kehkeşan'ın ortasında güneşte parlayan büyük buğday başakları gibi, yeni güneş manzumeleri kurulur. Denizlerin dibin- de mercan adaları doğar, yıldızlar aya karşı rüzgârların dağıttığı nisan çiçekleri gibi, bir renk ve ateş kıvılcımında dağılırlar. Kuş kurdu yer, bir ağacın kabuğunda yüz bin haşere tohumu birden açar, yüz bini birden toprağa karışır. Bunların hepsi kendiliğin- den olan şeylerdi. Bunlar kâinat dediğimiz büyük, tek, emsalsiz incinin, o mücerret zaman çiçeğinin, zaman nergisinin üzerinde parlayan, onu vakit vakit ve yer yer karartan akisleriydi.
Sayfa 72·Kitabı okudu
mademki hayat denen piyango beni teşkil eden adem parçasına isabet etmiş, mademki kâinat, her zerresiyle benim için canlanmış o hålde duyguların ve duyumların cennetinde, bu acayip Walt Disney oyununda sonuna kadar payımı almalıyım!" Hayır, böyle de düşünemiyordu. Bu da çok basitti. Bu sadece dışarıda kalmak, satıhta yüzmekti. "Kapının önünde kalmıyoruz ki, evin içine giriyoruz, ona sahip oluyoruz, benimsiyoruz, benimdir, diyoruz, istiyoruz, memnun oluyoruz. Gidenin arkasından ağlıyor, gitme diye eteklerine yapışıyoruz. Hiçbir şeyi kendimizden ayırmıyoruz. Bir sofraya davet edilmiş değiliz, belki mütemadiyen içimizden yaratıyor, doğuruyoruz... Hiçbirimiz hayatı maddenin arazi bir häli gibi kabul etmiyoruz." Hatta bu işi anlamak isteyenler bile. sonuna kadar oyunun içinde kalıyorlardı. Her şey bizden geliyor. bizimle geliyor ve bizde oluyor.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Bilhassa insana itimat etmeleriyle güzeldiler. İnsanoğlu böyleydi, kendisine emniyet edilmesinden hoşlanırdı. Bu hayatın efendisi,büyük ve tek yapıcısı vasıflarında içten doyuran duygu idi.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Hayır, Allah’tan bir şey istemiyecekti artık. Onu kaderiyle veya ömrünün arızalarıyla karşılaştırmayacaktı.
Sayfa 50·Kitabı okudu