Sibel Akın

Sibel Akın
@Percent
Daha az konuşmalı, daha çok okumalı…
İstanbul
6 Aralık
19 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Hep Onun Yüzünden...
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 00:00
Tuğçe Isıyel, ilk okuduğum kitabı olan “Parçalı Bulutlu”da hayranı olduğum ve çoğu satırı ben yazmış olsaydım diye düşünerek imrendiğim hatta yalın kelimelerine aşık olduğum genç bir yazardı. Hemen arkasından aldığım “Ya Hiç Karşılaşmasaydık” kitabını da çok beğenmiştim. Yazdığı ilk kurgu denemesi olan bu kitabını da yine sevgili Ünsal’dan duyup bi’ koşu alıp bi’ solukta okudum. Daha yazının başında yalan söyleyerek başlamak hiç benim gibi dobralığıyla nam salmış bir insana yakıştı mı? Nerde bi koşu aldım? Artık gidip herhangi bir yerden kitap mı alıyoruz? Yemek başta olmak üzere bakkal, manav, kozmetik, kıyafet alışverişi yapmadığımız gibi neredeyse hediye alışverişlerimiz bile online. Bizi saatlerce süreden tasarruf ettiren bu işlerdeki kuryelere 10 dakika geç geldin diye bir de veryansın ediyoruz ya, bize yaranılmaz. Basıyoruz iki tane tuşa, istediğimiz her şey evimize kadar geliyor daha ne isteriz. Özellikle pandemiyle başlayan bu sanal alışveriş alışkanlığına ne kadar dirensem de ben de katıldım sonunda. Oysa ben görerek, dokunarak, hissederek almayı severim. Saatlerce değilse de uzun uzun kitapçıda dolanıp her kitabın içini şöyle bir karıştırır, sayfa kalitesinden, dizininden, yazı fontundan, varsa fotoğrafların baskı kalitesinden karakter tahlili yapmaya çalışırım. Hiçbir şey yapamazsam da en azından koklarım. Bana o eski kitapları kokladığımdaki hissiyatı veriyorsa geçmişe döndüğüm o kısacık anın tadını çıkarmaya çalışırım. Mutlaka arka kapaktaki alıntı cümlelere göz atarım. Yabancı dergi ya da gazetelerden; sarsıcı bir kitap, yüzyılın en etkili yazarı/kitabı notunu görürsem, macera filmlerinde kahramanın elinde aniden ısındığı için tek hamlede attığı gizemli taş muamelesi yapar ve fırlatırcasına bırakırım aldığım yere. Cicili bicili raflara koydukları çok
Benim YüzümdenTuğçe Isıyel · Everest Yayınları · 2025162 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Kitaba Aşık Olmak
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2023 00:00
Bir kitaba âşık olma deneyimini bu kitapla yaşadım. Hani dünyanın çeşitli yerlerinde yunusla, kediyle, köpekle, keçiyle, yastığıyla, trenle, kendisiyle, Berlin Duvarı’yla, Eyfel Kulesi’yle evlenen insanlar var ya, korkmayın kitapla evlenecek değilim ama onları artık anlıyorum sanırım. İnsan dışında herhangi bir şeyin ne kadar sevilebileceğini anlamam için bu kitap bana harika bir deneyim/fırsat sundu. Kimin tavsiyesiyle aldığımı hatırlamıyorum ama üstünde hâlâ dumanı tüten kitabı çıkar çıkmaz almışım. Muhtemelen bu işte de Cem’in parmağı vardır. Bir süre çantamda, masamda süründükten sonra pazar günü elime aldım ve hemen bitmesin diye ertesi güne bıraktım. Yoksa kelimenin tam anlamıyla bir solukta okunan o şahane kitaplardandı. Yalnız o bir soluk ara ara kesiliyor, ara ara deli gibi atıyor, ara ara hüzünleniyor, ortak düşünceden sebep çokça hayrete düşüyor. Genç bir yazar olan Isıyel, aynı zamanda psikiyatrist. Deneme yazılarından oluşan “Parçalı”, beni de parçaladı geçti gerçekten de. Ama dağılmadan toparlanma şansımız yoktu değil mi? Daha ilk yazıdan bana hayaller kurdurdu, kararlar aldırdı, bazen umut verdi, bazen yasımı layığıyla yaşamam gerektiğine dair direktif… Zaten pamuk ipliğiyle bana bağlı olan yazarlık hayallerimi de suya düşürdüğünü belirtmeden geçemeyeceğim. Yazma ihtimalim olan konu başlıklarının en az yarısını yazmış Isıyel çünkü. Zamanında yazamıyorum belki ama zamanında okuyorum ya o bana yeter. Bıraksanız kitaptaki tüm satırların altını çizebilirdim, o derece bayıldım her yazıya, her cümleye… Başlarken - Kendi kışına tahammül edemeyen adanın kışına nasıl tahammül etsin. Dünyayı kendimizde görmez miyiz, kendimizi de dünyada… - Benim içinse adeta bir ana rahmi, kordonu feribot olan… (Yazar, giriş yazısında adaya yerleştiğinden bahsediyor. Ben de
Duygu ve Düşünce
Parçalı BulutluTuğçe Isıyel · Okuyan Us Yayınları · 2022141 okunma
Kentsel Dönüşüm - Rantsal Dönüşüm
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2023 00:00
Hacer Foggo ismi kulağıma çalınmıştı sanırım ama nerden, nasıl hiçbir fikrim yok. Gazeteci olduğunu da söyleyebilirdim ama sevgili Ünsal Ünlü’nün bir yayınında kitabını tanıtana kadar kitap yazdığını da bilmiyordum. Zaten Askıda Hayatlar ilk kitabıymış. Ünsal Ünlü’den Sulukule’deki yıkımların öykülerini yazdığını ve çok iyi bir kitap olduğunu duymama rağmen söz konusu Romanlar olunca kitapta trajik yıkım hikâyelerinden çok trajikomik unsurlar okuyacağımı, hadi açıkça söyleyeyim neredeyse eğleneceğimi bile düşünmüştüm. Yıllardır beynimize kodlandığı şekilde, bir Roman söz konusu olur da nasıl elem, keder, gözyaşı olabilir değil mi? Onlar bizim için fakir de olsalar, aç, açıkta da olsalar, kış günü ayakları çıplak da dolaşsalar her daim güler yüzlü, neşeli insanlar değiller miydi? Nasıl Roman adıyla acı kelimeleri yan yana olabilirdi ki, çok saçmaydı. Siz de benim gibi düşünüyorduysanız bu kitabı sakın okumayın. Hele dışarda, kafede, ortalık yerde filan hiiiç okumayın. Benim evde hıçkırıklar içinde okuduğum kitabı okurken en duygusuz olanınızın bile gözyaşlarınızı tutamayacağınızı garanti ederim. Tabi bu sözüm kitabın yazarı gibi vicdanlı insanlara, haksızlık karşısında etkilenen, adam sende demeyen, harekete geçmek isteyen, elinden geleni yapma gayretinde olanlara… Yoksa diğer tür zalim insanlar, hayat gibi kitabın da yardımcı oyuncuları. Kitap, 2006’da Sulukule’de başlayan ve hâlâ yer yer çeşitli semtlerde devam eden “Kentsel Dönüşüm” adı altında başlayan ancak hızla “Rantsal Dönüşüm” hareketine dönüşen devlet eliyle uygulanan yıkımları anlatıyor. Konuya bakınca haber ve belgesel niteliğinde bir kitap umuyorsunuz ancak olaylar, gerçeklere dayansa da bir roman gibi (bu kitap olan roman) kendinizi hikayelerin içinde buluyor, nasıl başlıyor nasıl bitiyor anlamıyorsunuz.
Duygu ve Düşünce
Askıda HayatlarHacer Yıldırım Foggo · Doğan Kitap · 202237 okunma
Mercan Usta’ya
Puan vermedi·134 syf.··
2021 11. kitabı
Sait Faik Abasıyanık okumaktaki ısrarım gitgide iyiye gidiyor. Sait Faik ısrarım iyiye gidiyor da yazı yazmamı ciddi şekilde etkileyen karpal tünelim kötüye gidiyor. Mario Levi hocamın da gazıyla çok sevdiğim ve özlediğim kalem - kağıtla yazma işine giriştim ancak beyhude bir çabadayım sanırım. Bir harita metod defterini dolduracak kadar kitap yazımı elle yazdım ama artık çok zorlandığımdan bilgisayara yazmaya karar verdim. Harita metod demişken Murathan Mungan’ın “Harita Metod” defterini okumadıysanız çok tavsiye ederim. En sevdiğim kitaplarındandır. Elle yazarken hızlı yazınca eciş bücüş yazımı sonradan ben bile okuyamıyorum. Bir keresinde kendi yazımı eczacı bir arkadaşıma yollamıştım, çözsün diye. O da okumuştu, inanabiliyor musunuz? Güzel yazacağım diye yavaş yazınca kafamdakiler gidiyor. Hem de kalemi çok sert tuttuğum için parmaklarım, bileklerim ağrıyor. Düşündüm de ben hayatta sevdiğim her şeyi böyle sımsıkı tutmuyor muyum zaten? Ya sımsıkı ya hiç Ya dibine kadar ya hiç Ya hep ya hiç… Ortası yok! Böyle ortası mortası yok yazınca her şeyi dibine kadar yaşayan, kendini hayatın akışına bırakan, sonuna kadar kovalayan biri gibi yanlış bir izlenim verdiğimi düşündüm bir an. Tamam, el attığım işleri kötü yaptığım söylenemez ancak öyle her seferinde başarıya ulaşmış, tamamlanmış biri olduğum çıkmasın buradan. (Etrafta harikayım, şahaneyim, kusursuzum diye dolaşanların yanında yaptığım en sevdiğim esprimi de yazayım o zaman; en sevdiğim özelliğim alçak gönüllülüğüm. ;) Hele el attığım pek çok şeyi, hadi itiraf edeyim kişiyi kuruttuğum düşünülürse kusursuzluk, benim için uzak denizlerin ortasında şekilsiz bir ada… Sait Faik’e bundan iyi bağlayamazdım sanırım, anlayana… Son Kuşlar, “Seçme Hikayeler”de de yer alan kitabın ilk öyküsü. Sait Faik’in bu kitabı da yine
Duygu ve Düşünce
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917bin okunma
Kitaplara Yaş Sınırı Gelmeli
Puan vermedi·86 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
Yazarının tavsiyesiyle aldığım ve iki günde bir solukta okuduğum bir kitaptı, sevgili hocam diyebileceğim Mario Levi’nin 1990’da yayınlanan ilk hikaye kitabı “Bir Şehre Gidememek” Hocaya kitaplarınızı aldım deyip bunu ve 920 sayfalık “İstanbul Bir Masaldı” kitabını gösterince bana “Bir Şehre Gidememek” ve “Lunapark Kapandı” kitabını önerdi. Bakalım sekiz haftalık dersinden geçtiğimi düşündüğüm Mario hocam benim okurluk sınavından geçebilecek mi? Şaka bir yana her İstanbul sevdalısı yazar ve şair gibi romantik ve yumuşak bir dili var. Gerçi onlarınki öyle olabilir ama bizim yaşadığımız İstanbul’u anlatmak için eklektik bir dil lazım. Hem romantik hem haşin hem kibar hem biraz hoyrat, kaotik, gürültülü, kulakları sağır edercesine sessiz, hem çocuk hem çok yaşlı hem cesur hem pervasız ve mutlaka çılgın bir dil lazım bizim İstanbulumuz’u anlatmaya. Zor mu? Bence değil, yaşarken hepsini sunan güzel İstanbul yazarken de ilham veriyor bonkörce… Önce bu kitaptan başlamak istedim. Kitap birbirine gizli bağlarla bağlı üç hikâyeden oluşuyor. Levi’nin dili, duygusu, anlatımı çok güzel. Daha ilk sayfadan okuru içine alıyor ve merak duygusuyla sürüklüyor. İlk okumaya başladığım ve ne yazık ki neredeyse hiç anlamadığım için 50. sayfasından ileri gidemediğim “En Güzel Aşk Hikayemiz” gibi değil yani. “Bir Şehre Gidememek”ten beğendiğim yerleri merak edenlere; - Aşk ya da ayrılık mektubu yazmak zorunda kalan birçok kişinin kendini yazar sanma tuzağına düştüğü görülmüştür. - Bir sevda söz konusu olunca insan hiçbir yere yalnız gidemiyor, hüsranları ve ayrılıkları hep beraberinde götürüyor. - Gün geliyor, yaşadığımız, yaşamayı hayal ettiğimiz bir şeye karşın hep aynı yerde kaldığımızı görüyoruz. - Ortak duygulardan gelinmediği sürece hiçbir şeyin gerçek anlamda paylaşılabileceğine
Duygu ve Düşünce
Bir Şehre GidememekMario Levi · Doğan Kitap · 2013536 okunma