Adalet ilkesinin tamamlayıcı unsuru ise eşitlik olmalıdır. Eşitlik reform felsefesinin ikinci ilkesidir. Küresel sorunlarla birlikte ülkeler arasındaki sorunları hakça çözmek için öncelikle BM’nin her bir üyeye eşit şekilde yaklaşması gerekir. Eşitlik olmadan küresel adaletin sağlanması mümkün değildir. Kendisini uluslararası toplum nezdinde savunacak araçlardan yoksun olan bir milletin güçlü olan karşısında savunulması ancak eşitlik ilkesiyle mümkün olabilir.
Adil olmayan bir sistem, sürdürülebilir de değildir. Güçlünün çıkarlarını, mazlumun haklarının önüne koyan bir yapı, güvenlik ve istikrarı tesis edemez
Uzun zamandır liberal ekonomik düzenin savunuculuğunu yaptılar. Küresel ekonomik sistemin kriz üreten taraflarına odaklanmak yerine hep daha fazla kazanmayı arzulayan bir anlayışı dayattılar
ABD uzun yıllar boyunca bu uluslararası kurumların dünyada bayraktarlığını yaptı. Milletler Cemiyeti fikrinden bu yana hep barış ve adaletin uluslararası kurumlar eliyle sağlanacağını iddia etti. Ancak ABD bambaşka bir yola girdi. ABD’yi küresel siyasetten izole eden bir politika, egemen yaklaşım hâline geldi. Birinci Dünya Savaşı sonrası liderlik ettiği Milletler Cemiyeti’ni nasıl yalnız bıraktıysa bugün aynı şekilde İkinci Dünya Savaşı sonrası öncülük ettiği uluslararası kurumları da terk etti ve yeniden geri dönmeye çalışıyor. Birinci terk edişinde ne olduğunu hep beraber gördük. İkinci kez aynı hataya düşmek normal mi?