Herkes bilir ki, mükemmelliğe giden yol taşlıdır ve erdem de bu yolda her zaman engellerle karşılaşır, günahı ve kötülüğüyse şans öylesine destekler ki...
Benim çocukluğumda masal anlatan babaanneler olmadı hiç.
Ne kestane kavrulan kış geceleri,
Ne yün yumakları ne pamuk kediler.
Ben onların hepsini kendim uydurdum.
Yalanda üstüme yoktu bilirsin.
Benim hep bir yanım aksadı durdu, her şeyim yarım. Hep “tek”le idare etmek zorunda kalıyorum. İçimden katıla katıla ağlamak geliyor. İçimden herkesle ve her şeyle helalleşmek, beni bağışlamalarını söylemek geliyor. Sanki yarın dönmesiye yolcuyum.
Çiğnediğim, saygısızlık ettiğim, sevgisine karşılık veremediğim, istemeyerek de olsa selamını yarım ağızla aldığım birisinden beni bağışlamasını istemek fırsatını bulamazsam eğer... Bir gün nerede, ne zaman karşıma çıkacağını bilemediğim ölüm, bu fırsatı elimden alırsa, ben ne yaparım? Mezarda, koca bir toprak yığınının altında hatırlarsam bu yarım kalmış hesabı, ben ne yaparım? Sahi ben ne yaparım? Ya da, ya da vakitsiz ölümüyle bir dost bana bu oyunu ederse, ben ne yaparım? Allah’ım herkes beni bağışlasın. Allah’ım vicdanımın acısına “Dur!” de! Benim kendime ettiğim kendime yeter, benim kendine ettiğim kendine yeter.