"Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni."
Bir âlimin sohbeti, yaralı kalbleri tedavi eder. Fakat bir arifin sohbeti, ölmüş kalbleri diriltir.
Hava ve zaman boşluğunda öncesiz ve sonrasız, geçmişin ve şimdinin önümde uzandığı ve beni bir parçası yaptığı bu hamakta dünyaya ait her şey
gözümden silinir, dimağım yıkanır ve başka bir lezzet bulurken dönüşüm karanlık ve kasvetli olurdu.
İnsan zaten dertli değildir, derdin kendisidir. İnsan öyle büyük bir derttir ki bu büyüklükte bir şeyin kendine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar.