"Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni."
Bir âlimin sohbeti, yaralı kalbleri tedavi eder. Fakat bir arifin sohbeti, ölmüş kalbleri diriltir.
“İçime bakmaya alışmıştım. İçeriyi çok kalabalık gördüm, gördüm de bir şey yapamadım. Kendi içimde durmadan bir dalgalanma ve kendi içime çarpıp durma sesleri içindeydim. Seslerim hep bunları duymak ve anlamlandırmak için dikkat kesilmiş kulaklarımla kendime dönük ve çıt çıkmasından hoşlanmayan bir dehlizdeydim. Asıl sormak ve duymak istediğim hiçbir şeyi kimseye soramadım. Bana da hiç asıl söyleyebileceklerim sorulmadı.” s.76-77
“İnsan zaten dertli değildir, derdin kendisidir. İnsan öyle büyük bir derttir ki bu büyüklükte bir şeyin kendine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar.”