Şimdi, yirmi beş yıl sonra, ancak bu uçsuz bucaksız yalnızlık içinde, annesinin kendisine onca defa tavsiye ettiği teselliyi hatırlar Marie-Antoinette: Ömründe ilk defa kitap ister ve yorgun, kızarmış gözleriyle bir kitabın ardından birini daha devirir; okumasına kitap yetiştiremezler. Roman istemez, piyes istemez, eğlenceli bir şeyler, duygulu bir şeyler, aşktan söz eden kitaplar istemez, bunlar ona geçmiş zamanları pek fena hatırlatabilir, yalnızca vahşi maceralar, Kaptan Çook’un seyahatleri, deniz kazasına uğramışların maceraları, cesaretle çıkılan yolculukların hikâyeleri, okuyanı yakalayıp sürükleyen, heyecanlandıran, soluğunu kesen kitaplar. Yalnızlığının tek yoldaşları uydurulmuş hayal edilmiş kişilerdir.