Evden ilk kez ayrıldığında babası onu arabasıyla üniversiteye kadar bırakmış ve tipik bir şekilde yolun kenarındaki çirkin, çöp yığını haline gelmiş dere hakkında homurdanarak yolculuğu mahvetmişti. Diğer taraftan kız güzel bir kır manzarası ve bozulmamış bir dere görmüştü. Yıllar sonra babası öldükten sonra tesadüfen aynı yolculuğu yeniden yapmış ve yolun iki kenarında iki dere olduğunu fark etmişti. "Ama bu kez şoför bendim,” demişti üzüntüyle, “sürücü koltuğundan gördüğüm dere babamın tarif ettiği kadar çirkin ve kirliydi."
Ona yaklaşamıyordum da: seansta ne kadar yakın ya da uzak hissettiğini sorduğumda, "Millerce uzakta – seni zorlukla görebiliyorum," diye cevap veriyordu.
"Gözlerimden her zaman kaçınıyorsun. 'Zaman dışı'yla bunu mu kastediyorsun?"
Başını salladı. "Sana bakmak seni çok gerçek kılardı.Ve gerçek insanlar ölmek zorundadır."