Bizler, bir hayvan sahiplendiğimiz zaman ondan küçük beklentilerimiz vardır. Eğer sahiplendiğimiz canlı bizle; ilgili, eğlenceli istediğimiz şeyleri anında yaparsa biz o hayvanı daha benimsediğimiz gibi daha güzel mamalar, daha güzel oyuncaklar alırız mesela. Yani bir nevi sahiplendiğimiz canlının rızkı sahibi olan bizim elimizdedir. Şunu da not etmenizi istiyorum: Biz bu canlıyı yaratmadık sahiplendik. Sahiplendiğimiz canlı bize nasıl davranacak ve beklentilerimizi nasıl karşılayacaksa bizim ona geri dönütümüzde öyle olacaktır.
Yaratıcımız olan Allah, bizi yarattığı halde bizden ona ibadet etmemizi, itaat etmemizi istemesi gayet normal bir durumdur. Bununla paralel olarak nasıl ki biz insanlar, sahiplendiğimiz canlılar istediklerimizi yerine getirdiğinde o canlının hayatını daha güzel bir hale getiriyorsak, Allah’ımızda biz istediklerini kendisine verdiğimizde bizim hayatımızı güzelleştirmesi, kolaylaştırması beklendiği gibi bir durum olacaktır. Dolayısıyla bekleyerek, durarak Allah’ımızdan bizim hayatımızı güzelleştirmesini hayal etmek sürekli uyumaktan başka bir şey yapmayan kedinin, bizden 4 katlı kedi evini beklemesiyle aynı manzara olacaktır.
Aristo’nun öğrencisi Eudemos Tanrı ve Mutluluk fikrini ortaya atar ve der ki : “Tanrı en mutlu varlıktır, öyleyse ona tabî olan da en mutlu insandır”der.
Nisa Suresi 69.Ayette Allah’ımız buyurur:
‘‘Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştır!’’