Niye böyleyiz acaba?
Doğuluyuz bir kere. Düşünüşümüz, anlayışımız, görüşümüz, tutumumuzla doğuluyuz. Kafamızı yormaktansa çıkarımızı kovalamak daha çok işimize geliyor. Duyduklarımıza, hem de duyduklarımızın işimize gelen yanlarına inanıverip huzura kavuşuyoruz. Ondan öteye gözlerimiz bir şey görmüyor. Kalın kalın perdeler gözlerimizde.
Diyorlar ki:
"Hökümete güven derler bir şey vardır. Nerden bilirdik başımızdakilerin eşkıya olduklarını? Bu güvenimizden faydalanarak varımızı yoğumuzu çalıp çırpmışlar..."
"Her şey suyunda giderken yaptığın hatadan utanmasan da olur. Ama mazeretin, bahanenin çok olduğu zamanlarda yapılan hata, en kıymetli yanını, cevherini az çok ama mutlaka karartır. Sendeki cevherle alelade yanının karşılaştığı imtihan gibi olur bunlar."
İnsanın neresi sancıyorsa kalbi orada atarmış. Sancıyan kalbiyse peki? Duracak gibi oluyor değil mi? Unutmuşuz demek; affet. Büyüdükçe böyle oluyor insan. Ölümle kıyaslıyor hayattaki her şeyi ve ölülerin yasını tutuyor sadece. Tutmayı beceremiyor yasını, bitmek bilmeyen kendi hayatının bile.