Yurdumuzun ilkokul öğretmenine olan ihtiyacı geçici önlemlerle giderilmeye çalışılmaktadır. Bu yüzden de ortayı yanın bırakmış ya da ilk'i bitirmiş gençleri öğretmen vekili olarak tayin etme geleneği hayli kök salmıştır. Fakat halk, bunların verimsiz olduğunu görerek yakınmakta ve essah öğretmeni istemektedir. Onun bu haklı isteği bile sömürülerek, «halk enstitülü öğretmen istemiyor, öğretmen okulundan çıkma öğretmen istiyor» biçimine sokulmuştur.
Hayaletler gibi korkutuyoruz birbirimizi. Boşluklara tehditler savuruyoruz. Bakışlarımız karşıdakinin kafasının içinden geçip gidiyor, karşı duvarda dağılıyor. Söylediklerimiz de. Doğru olanın önemi yok. Doğru olanı hatırlamıyoruz. Kör değiliz. Sağır da değiliz. Ama bi şey var, başka bi şey. Belli ki hepimiz hayalet olmuşuz. Nefret ettiklerimizin hayaleti. Sevdiklerimizin, unuttuklarımızın, yok saydıklarımızın.
Başkalarının omuz silktiği, gülüp geçtiği garipliğini, dalgınlığını, ıssızlığı arayışını, sessizliğini
ansızın anladım. Akşamları neden o tepeye çıkar, gecelerini neden o ırmak kıyısında geçirir, neden başkalarının duymadığı o seslere kulak kabartırdı, gözlerinde o kıvılcım neden parlardı, kaşları neden kalkardı öyle, hepsini anladım. Sevdalı bir adamdı bu. Çektiği sevda da başka bir sevdaydı, derin bir sevda; yaşamaya, toprağa duyulan sevda.