Yüzyıllar boyu kadının doğanın erkeğinse kültürün ürünü oldukları düşünüldü. Ateşin, tarımın bulunmasının, hayvanların ehlileştirilmesinin, çömlekçilik, iplik eğirme, boyama, otlarla tedavi ve benzeri pek çok gelişmenin kadınların katkılarıyla gerçekleştirildiği göz ardı edildi. 13.-14. yüzyıla gelindiğindeyse kadına yönelik baskı daha da şiddetlendi. Zaten ikincil konumda bulunan kadınlar büyücülük iddiasıyla yakıldılar. Hatta bir adım ileri gidilerek insan olup olmadıkları bile tartışıldı.