Dedemin evini yıktılar. Kendisi öleli uzun zaman oldu ama o ev bana dedem hep oradaymış hissi veriyordu. Geçen sürede evin de yavaş yavaş ölümünü izledim. Önce perdeler öldü, sonra çerçeveler, peşi sıra duvarlar... Şiddetli bir yağış sonrası çatı da ölünce evi yıkıp cenazesini kaldırmaya karar vermişler. Ama ardında tek bir taş bile bırakmadan... Sanki o ev orada hiç olmamış, içinde hiç kimse yaşamamış gibi dümdüz etmişler. Görünce içimde bir şeyler sarsıldı. Hiç olmazsa bir parçası, küçük de olsa bir parçası bırakılamaz mıydı? Boşluk bazen çok kırıcı olabiliyor Osman.
Altay dillerinde cehennemi ifade eden bir kelime yokmuş biliyor muydun? Bu nedenle cehennem kavramı kısa süre öncesine kadar bu halklarda hiç var olmamış. Buradan, yokluğunla cehennem arasında bir bağ kurmayacağım elbette, insan gibi bilgi veriyorum.
Okumak, yeni şeyler öğrenmek her zaman en iyi baş etme yöntemim oldu. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğum bu günlerde de yine kitaplara sığınıyorum. Hem böylece sana anlatacak bir sürü şey biriktiriyorum, sayfaların arasında bekliyorum Osman.