"Ne olur beni bu kadar kolay anlamayın!" ..."Biraz düşünün, siyah beyaz algılayıp üzerime etiketler yapıştırarak birtakım çekmecelere kilitlemeyin beni."
"Yeri gelmişken, birçok Strasbourglu Osmanlı hücumu başladığında bunu nasıl öğreneceğini bilmek istiyor." diye lafa karışıyor.
"Çok iyi anlarlar."
"Evet, ama önceden haberdar edilmek istiyorlar."
"Ne için? Zaten mahvolacağız. Türk akını durdurulamaz. Denizin kapıları açılmış farz edin."
Cüppeli paragözler, ağıldan çıkan koyunlar gibi her yerden çıkıveriyor şimdi. Bir, derken iki, derken üç, daha ne kadar peki? Bu karışıklık ve akılsızlık döneminde, bahtsız yoksul kalplere, gözleri çukura kaçık zayıflamış suratlara seslenerek kazıklamaya çalışırken bir yandan da kendilerini haklı çıkarıyorlar.
..."Sefalete gelince, Tanrı'nın bir lütfudur o.
..."Öyleyse neden Strasbourg'un rahipleri bu kadar zengin oluyor? Bunca bolluk içinde olmak çok hayırlı olsaydı İsa yoksul yaşamayı seçmezdi."