Sıradanlığın dünyası, kendi deneyimlerini hakikat ilan etmekten asla utanmaz, sıkılmaz. Kendi hakikatinin yalnızca kendinin olduğu bilinci yoktur onda; dil herşeye işaret edebilir, bu ortaklık bilinci ,dilin farklı farklı şeylere aynı kelimeyle hitap etmesi gibi bir önyargıyla bağlantılıdır. Bir kalem deneyimleyen için hakikattir. Yanında ki dostuna 'bu nedir?' diye sorduğunda "kalem" cevabını alması onun bu hakikati paylaştığını, belkide herksin aynı deneyimlediği varlık dünyası olduğu varsayımını yaratır. Sıradan insanların birbirinden ayrılmayacak kadar sığ iç dünyaları işte bu günkü "kitlesel gerçekleri" oluşturur. Her bu kitlesel gerçeklerden farklı deneyimlere sahip olan sanatçılar, gerçekliğin farklı kavranabileneceğini göstermeye çalışan filozoflar her zaman "Deli" damgasıyla damgalanır. Halk delilerin onların görmedikleri şeyleri gördüklerinin farkındadır. Yukarıda ki azınlık grubunu da öyle benimser;
"Sanki gerçekliğin üzerine yeni bir elbise dikiyor da
Kendi kurduğu hayalde yaşıyor " diye düşünür. Oysa ki onlar, sıradanlığın dünyasının sığ ve yanlış olduğunu gösterirler sadece.