Toplumlar, kitleler ve sıradan insanların dinlerine bağlı olmasalar ve anlamasalar bile inanmaları tesadüf değildir hiç bir zaman.
Sıradan insan hayat olarak düşünceye dışsaldır. Onu duyumsamaz yada mekansal bir araç olarak görür , yani hedefe giden yolu kolaylaştıracak veya dünyada olan nesnesel durumlarda ki uygulama olarak. Din işte tam da bu yüzden sıradan insanların metafizidir;
çünkü vakit almaz , yoruma açık değildir. Her insan bir yaşam anlamına ihtiyaç duyar özellikle de sıradan insan çünkü yaşadığı nesnesel dünyayı onda var eden bir prensip, ne yapması gerektiğini söyleyen biri olmaz ise kendinde yaşamın ıstırabına veya belkide sevincine dayanacak güç bulamaz. Büyük yasa koyucuları insanların : Peygamberler ve filozoflar. Bunlardan ilki toplumsal yapar işini ve her toplumsal meselede olduğu gibi aklın uzağında doğaya daha yakın; evet din insanın en doğal problemine çözüm olarak sunulmuştur:"Anlam".
İkincisi ise her zaman azınlığa hitap eder aklın yanında ve dokunulmaz olmaksızın.
Bu görüşlerin içinde yüzen çaylak bir tin diyebilir kendi kendine " Dine inanan hiç kimseye saygı duymuyorum". Bu çaylak tine vereceğim cevap şu:
Çoğu insan kırmızı şarap sever bir azınlık ise beyaz şarap. Dışsal bir yaşam aracı olarak belki sıradan insan için çok yararlıdır din ancak bir hakikat arenasına çıktığı zaman onu seven milyarlardan güç alıp, genellikle en cılız ve tahta kılıçlı olan olur. Olsun kitlelerin yüreğinde şampiyon sensin!