yigit

yigit
@Philosopia
@_yigit_alkan
sert bir tutum
hayatın anlamsızlığı probleminin en alt tabakalara kadar inmesi büyük kitlelerin anlamsız da olsa bir anlam yaratanlara yönelmesi ile devam ediyor. Bu günlerde herkes bir şeyin ucundan tutmuş değil mi? Dünya gitgide radikalleşiyor, eskiden bir ağacın dalı olarak ideolojiler artık hem ağaç hem kök. Daha kolay kırılır dallar. Peki kim başkasının yaşam ağacını kökünden sökecek fırtınaya sahip? kontrolsüz Nihilizm iktidara yarar.
Felsefe
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşam bilgeliği ve Epiküros
yaşam içinden çıkılmaz soru işareti bataklıklarında var olur çoğu zaman. Cevaplanamayan ve belkide cevabı olmayan nice gölge büyütürüz kendi karanlığımızda ve eğer yaşamayı bilmiyorsak, düşünmek ve sormak bir delinin eline verilmiş kılıç kadar tehlikelidir. yaşamak gri puslu bulutların arkasında bir güneşin olduğunu hissetmektir. Epiküros bize bu güneşin varlığını hatırlatan bir rehberdir. Onun hazcılığı dostlarıyla ılık bir akşamda hoş sohpet ve peynirdi. Maneviyatının dinginliği ve ruhsal ustalığının haklı neşesinin yolu şuydu: "En uçtaki ve nihai büyük soruların cevaplanması ruhsal sakinlik için hiç de gerekli değildir. Ağız tadını, aşkı yaşamdan kaldırısam iyi nedir düşünemem".Bu harika sınırlandırma kişide hem yaşama hem sorguya yeterli alan bırakıyor ama ne yazık ki günümüzde pek bulunmuyor. Bizler sürekli bilme hastalığımızı iyileştirmeyecek ancak bizi yarına çıkaracak düşük dozlu hap bilgiler alarak yaşamlarımızı birer soru işaretinin noktası haline getiriyoruz yada bilmeme durumunun kölesi olup tüketen ve kısık gözle yaşamdan geçiyoruz. Bu varlık hallerinin ilki teorik tefekküre ve sonucunda bahsedilen neşeye gebedir ancak ikincisi kuyunun en dibiydi. Epikürostan var olmanın ağırlığına tatlı bir kahkaha!
Felsefe

yigit

, bir kitap okudu
7/10
·219 syf.·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2024 23:14
·
2024 95. kitabı
François Rabelais
7.2/10 · 341 okunma
yaşamda ölüme dair
ölüm , yaşamda ancak biricik bilgimiz olabilir. Ama her ne olursa olsun yine de bir bilgidir. Peki zihnen bir bilgi insanın hayatının tamamına etki edebilir mi? Eğer sorunun cevabı evet olsaydı felsefenin en eski öğütlerinden biri Mémento mori olmazdı, ölümü hatırla! hatırlamak , zihinseldir unutmak da öyle peki söyleyin ölümü bir günde kaç kere içerliyorsunuz? Acıkmak veya susamak gibi mi mesela? Asla! işte bu yol gösterici durumdan şuraya varıyoruz: yaşayan bir doğa olarak bizlerde ölüm bilinci yoktur. Varlıkları varlamaya zorlayan conatus aslında bir göz seğirmesiydi spinozanın o ölümün bilinç dışı canlıda olmadığını atladı, ölümü bilmeyen canlı yaşam gibi yaşar bilinç onu kirletmeden. Ölümsüz olsaydı boşverirdi insanoğlu her şeyi ölümlü olduğunu bilmeside aynı etkiyi yarattı. Kedi yaşarken ölüm yoktur girdi ve bu girdilerin çıkarttığı sonuçlarla yaşar. Bu yüzden sürekli doğa güdülüyor şimdi onları. cahilliklerin en güzeline. İnsan doğanın yaşamıyla ölümün bilinmesi arasındaki gülünç ve harektsiz yaratıktır!
Felsefe