Dante ve İlahi Komedya'sını hatırlattı. Espiri ve hiciv dolu eser, serinin ilk kitabı ve (sahte) din(darlık) ve kilise eleştirisinden dolayı yasaklanmış. Sadece bu mu, serinin diğer kitapları da çıkar çıkmaz, çakar çakmaz, yasaklı olmuş.
Dili çok argo, yellenmeler, erkek ve kadın cinsel uzuvları, müstehcenlik havada uçuşuyor, şemsiyesiz okumayın.
Rabelais denince, akla aydınlanma geliyor şüphesiz, her ne kadar aydınlanmadan çok daha önce rönesans döneminde yaşamış olsa da. Selefleri Rotterdam'lı (bizim oğlan) Erasmus ve Montaigne ve halefleri Voltaire ve Diderot ile bir solukta anılan Rabelais otoriterli sorgulama ve hümanizm savunusu ile aydınlanmaya giden uzun yoldaki mihenk taşlarından.
Ne var ki, tercümelere mahsus mana zayiatı ve israfı, İlahi Komedya'da da olduğu gibi, eleştirilen kişilerin tarihsel olup bize bir mana ifade etmemesi, eserin keskinliğini alıyor, kaybolan espiri de metni, okuyup orijinalinin kendi tarihi içerisindeki kıymetini anlamadığımız, pek eğlenceli ve komik bulamadığımız bir literatür kalıntısında dönüştürüyor. Her zaman düşünürüm; tercümeler her ne kadar iyi yapılsa da, nipnot ve parantez ile şerh edilmeyen eserler anlaşılamamayan, takdir edilememeye mahkum. İki artı iki dört, elde var sıfır...
Bu incelemeyi, ardından okuduğum Gargantua için de yazabilirdim, zira bu kitabın ardından Pantagruel'in babası olan Gargantua'nın maceralarını da okudum. Özünde değişen bir şey yok çünkü ve seriyi tamamlamak istemememin de sebebi...