Adı:
Gargantua
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587159
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Gargantua
Gargantua
François Rabelais (1494?-1553): Roman sanatının doğuşunu müjdeleyen çağın en önemli yazarlarından biridir. Daha sunuşunda, okuyucusuna “Gülmektir çünkü insanı insan eden” diye seslenen Gargantua’ysa (1534) yazarın mizah ve olağanüstünün destansı bir birleşimini oluşturan beş kitaplık külliyatının ikinci halkasıdır. Bu büyük mirasın ilk halkasını oluşturan ve bu kez Gargantua’nın oğlunun “olağanüstü serüvenlerini” anlatan Pantagruel’se (1532) Türkçe’de hâlâ çevirmen(ler)ini beklemektedir.

Sabahattin Eyüboğlu (1907-1973); Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir.

Azra Erhat (1915-1982); Tercüme Bürosu’nun en önemli çevirmenlerindendir. Ortaklaşa yaptığı Homeros ve Hesiodos çevirilerinin yanısıra, dilimize bir de telif Mitoloji Sözlüğü kazandırmıştır.

Vedat Günyol (1911-2004); Kültür tarihimizin Tercüme Bürosu ruhunu, sonraki dönemlerde yayıncısı olduğu Yeni Ufuklar dergisi ve Çan Yayınları’yla sürdüren en önemli üyelerinden biridir.
Fransız Edebiyatı Orta Çağ eserlerinden biri. Kitabın kahramanı Gargantua yazıda hiç bahsedilmese de kitaptaki bolca resimden anladığımız üzere bir dev. Babası da kral. Kitap Gargantua nun ilginç doğumu (annesinin kulağından doğmuştur ) ile baslayip beslenme alışkanlıkları,giyim kusami ve renkli eğitim hayatıyla devam edip askeri başarısıyla son buluyor. Eğlenceli ve eleştirel üslubuyla okunması gereken kitaplar arasında yer buluyor.
Hikayenin içerisinde geçen bir kral Türklere ve Hz.Muhammed'e hakaret ediyor yazar bunu bilinçli olarak yazmış . 1458 doğumlu olduğuna göre İstanbul'un fethinin acısı galiba
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.534 Oy)8.815 beğeni28.641 okunma838 alıntı139.362 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.276 Oy)19.032 beğeni43.286 okunma2.982 alıntı182.593 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.695 Oy)13.390 beğeni34.459 okunma3.379 alıntı145.760 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.256 Oy)9.226 beğeni25.545 okunma1.783 alıntı118.403 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.436 Oy)8.013 beğeni22.728 okunma816 alıntı89.524 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.999 Oy)6.345 beğeni16.766 okunma2.888 alıntı85.899 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.458 Oy)7.861 beğeni21.340 okunma3.976 alıntı129.039 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.409 Oy)3.909 beğeni12.937 okunma1.183 alıntı52.820 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.308 Oy)5.089 beğeni16.956 okunma3.511 alıntı109.163 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.878 Oy)8.832 beğeni26.282 okunma2.646 alıntı114.462 gösterim
Obur dev Gargantua’nın hayatını doğumundan başlayarak anlatan bu roman, realizmi fanteziyle, Rönesans bilgeliğini müstehcen esprilerle buluşturuyor ve okurların dünyaya farklı bir açıdan bakmalarını sağlıyor. Rabelais’nin ironi ve mizahla ördüğü kitap, yer yer destansı diliyle dönemin dini, eğitimsel ve askeri uygulamalarını tiye alıyor. Bunu yaparken de okurun iştahını kabartmaktan geri kalmıyor.

"Çünkü," diyordu Gargantua, "benim bildiğim asıl zaman kaybı saatleri saymaktır -hem bunun ne yararı var ki?- dünyada en büyük aptallık, insanın hayatını sağduyusuna ve aklına göre değil de, bir çan sesine göre ayarlamasıdır...
Tat Kaçıran/Spoiler

İnanması güç bir şekilde kulaktan doğan devimiz Gargantua. Doğar doğmaz ilk sözü:"içki,içki,içki." Sürekli yeme duygusu olan,içip içip uyuyan bir dev. Gargantua'nın savaşlarını, diğer ülkelerle etkileşimini anlatan bir eser.

Yazar Orta Çağın içinde bulunulan ortamını,yönetimini komediyi ön planda tutarak anlatmaya çalışmış.

Çevirisinde hiçbir sıkıntı yok, anlatılan olaylar başlıklar altında anlatılmış, içerisindeki resimler olayların anlatımına göre resmedilmiş ve ilgi çekici. Sayfa sonlarında dipçeler çok fazla. Dikkatimi en çok çeken Gargantua Osmanlı ile savaşmak istiyor, yanındakiler onların gücü ile senin gücün arasında dağlar kadar fark var sonraya bırakalım diyorlar oda vazgeçiyor. Kitabı o dönemi destansı komedi şeklinde okumak isterseniz güzel bir eser.
16. Yüzyıl Hümanistlerinden olan Rabelais'nin yarattığı ütopyasini Gargantua isimli bir devin maceralarıyla anlattığı okuması çok keyifli olan kitaptır. Bol bol argo kelimeler bulunur. Sivri zekalı ve dilli Rabelais zamanında sevmediği din adamlarını, yazarları yerden yere vurur. Kitabın sonunda kendi ideal kilisesini kurar. Ve meşhur sözünü söyler: Fais ce que voudras!
1978 de kaybetigimiz ve tanima sansi bulamadigim abimden bana yadigar 2 kitaptan biri..1974 Armagan yayinevi basımı elimdeki..yeniden basıldığını görmek cok mutlu etti beni..kocabogaz, gargantua, pantagruel ve panurfe'nin hikayesini eminim seveceksiniz..abim ve benım favori kitabımız. .
Ortaçağ'da yazılmış bir eser. Kitabın ana karakteri olan Gargantua bir dev ve biz onun hayatını tuhaf bir şekilde olan doğumundan itibaren başlayarak okuyoruz. İçerisinde beğenmediğim kısımlar olsada genel olarak baktığımızda güzel bir kitap.
On yedinci yüzyılın büyük hümanistlerinden biri olarak bilinen François Rabelais;
Thélémites'in hayatı insanların basit arzularıyla özgürlük ve seçim, iyi niyet ve özgür irade, istedikleri zaman, arzular kendilerine geldiğinde, özgür insanlar gibi kavramlarla belirleneceğinden bahseder.
Bütün yaşamları yasalar, tüzükler ya da kurallarla değil, onların özgür iradelerine göre yönetiliyordu. İstediğinde, içtiklerinde, yemek yediklerinde, uyuduklarında, uyumak istedikleri zaman uyurlar; kimse onları uyandırmaz, kimse onları içmeye, yemeye ya da bir şey yapmaya zorlamazdı. Ve onların kuralı bu maddeyle sınırlıydı;
FAY CE QUE VOUDRAS.

Bu destan’ yiyeceklerin bolluğu ve kahkahaların büyüklüğü tarafından sembolize edilen, dünyevi yaşamın bilgisine, özgürlüğüne, eğitimine ve zevklerine bir ilahidir.
Hatırı sayılır uzunlukta bir önsöz, yazar özgeçmişi ve yazarın önsözü ile başlıyor kitap. Hikaye de 58 bölümden oluşuyor ve kitabın sayfa sayısı çok olmasa da bu kadar çok bölüm olması bence iyi olmuş. Zira bazı kitaplarda bölümlerin uzunluğu, konunun ortasında okumayı bırakmak zorunda kalındığında, akıcılıktan uzaklaşmaya sebep olabiliyor. Ayrıca her bölümün başında, bölüm içerisinde geçecek önemli olayların belirtilmesi, sürpriz kavramını ortadan kaldırsa da fena değildi.
İçerik olarak değinecek olursak, Gargantua, öyle aman aman serüvenlerin, destansı olayların ya da çok derin öğretilerin olduğu bir kitap değil. Yazar, yaşadığı dönemi mizahi bir dille hicvetmiş diyebiliriz. Özellikle kiliseye ve öğretilerine dair taşlamalar göze çarpıyor. Kendisi de zamanında papaz eğitimi alan yazar, tıp eğitimi de almış ve hikayede bazı bölümler, tıbbi bilgisinin örneklerini gösteriyor. Bunun yanında, Gargantua gibi bir devi ve ailesini çok daha vahşi mizaçlı bekliyordum fakat öyle tavırlar sergiliyorlar ki, okuyucuyu şaşırtıyorlar. Ders niteliğinde söylevleri de cabası zaten.
Konunun uzunca bir kısmını oluşturan savaş, öyle saçma bir sebepten ortaya çıkıyor ve öyle bir yere varıyor ki, savaşların nedenlerine dair bir yergi niteliğinde olmuş diye düşünmeden edemedim. Bunun yanında, Gargantua'nın ilk eğitim süreci ve yapılan hatalar, sonrasında hocasının ve eğitim tarzının değiştirilmesi ile elde edilen netice, doğru ve sistemli bir eğitimin koca bir devi bile adam edeceğini gözler önüne sermekteydi. Son bölüm ise sona yakışır bir şekildeydi.
Biraz Gonçarov'un Oblomov'u, biraz Erasmus'un Devlet'i hatta biraz da Machiavelli'nin Prens'ini tekrar okumuş kadar oldum. Yazıldığı dönem açısından bakıldığında yazarın sansüre uğrayacağını bile bile bu derece açık sözlü olması da ayrıca şaşırtıcı. Dev Gargantua'nın doğduğu andan başlayan eğitim sürecini ve babasının yönetimindeki ülkesini savunuşunu keyifle okudum. Tavsiye ederim. =)
Vicdanı yuvadan ayrılan krallara karşı, halķının mutluluğunu herşeyin üstünde tutan devlerin coğrafyası...
Düşünmeyi bilmiyorsanız, nöronlarınızı harekete geçirecek. Gülmeyi sevmiyorsanız ciddiyetinizi, ısrarıyla azaltacak bir kitap...



'"Theleme tekkesinin büyük kapısı üstündeki yazıt:

Girmeyin buraya, ikiyüzlüler, yobazlar,
Kartlamış maymunlar, kalleşler, yağ tulumları,
Yampiri çarpık boyunlular, odun kafalılar
Got´lardan, Ostrogot´lardan beter hödükler,
Sahte çilekeşler, takunyalı kara böcekler,
Kürklü dilenciler,safa pezevenkleri,
Kayış suratlı, şiş göbekli fitne tellalları,
Gidin başka yerde satın dolaplarınızı.

İğrenç dolaplarınız
Kötülüklere boğar
Çayır çimenimi
Yalan dolanlarıyla
Türkülerimi bozar
İğrenç dolaplarınız

Girmeyin buraya, doymak bilmez hukukçular, avukatlar,
Katipler, mübaşirleri halk kemiricileri,
Fetvacılar, evrakçılar, yalancı sofular,
Ve siz yargıç eskileri, siz ki tasmaya
Vurursunuz namuslu yurttaşları itler gibi,
Darağacıdır sizin hak ettiğiniz makan,
Gidin anırın orada! Burada işlenmez
Sizin mahkemelerde işlenen haksızlıklar.

Davalar duruşmalar
Bizim burada ne arar
Burada yalnız keyif var
Sizin olsun bolundan
Dolambaçlı karmaşık
Davalar duruşmalar.

Girmeyin buraya,siz ey pinti simsarlar,
Oburlar, sömürgenler, durmadan toplayanlar
Dolandırıcılar, sinekten yağ çıkaranlar,
Kamburu çıkmışlar, yassı burunlar, sizler ki
Tıka basa altın doldurursunuz küplere,
Tıkanır tıkanır, doymak nedir bilmezsiniz,
Sizi gidi pis suratlı namert herifler sizi
Ölümlerin en beteri alsın hepinizi.

İnsanlıksız suratlar
Gitsinler başka yerde
Saç sakal kestirmeye
Buraya yakışmazlar
savulun bu tekkeden
İnsanlıksız suratlar.

Girmeyin buraya, havlayıp duran köpekler,
Sabah akşam asık suratlı, kıskanç moruklar,
Siz de girmeyin hır çıkaran dırdırcılar,
Karısını hapsedip cinlere başvuranlar,
Yunan olsun Latin olsun kurttan beter kişiler,
Ne de siz uyuzlar, frengiden çürümüşler,
Gidin başka yerde dökün kurtlarınızı,
Her yanları kabuk bağlamış yüzü karalar.

Yüz akı, ışık, oyun
Burada onlar var yalnız
Sevinçli türkülerle
Tüm bedenler sağlamdır
Yarar onlara çünkü
Yüz akı, ışık, oyun.

Siz girin buraya, baş üzre yeriniz var,
Buyurun sizler, soylu yiğitler, kahramanlar,
Kazancı, geliri bol yerdir bizim burası,
Gelin, büyük küçük yüzlerce, binlerce gelin,
Konuklanırsınız, ağırlanırsınız burada
Hele sizler, en yakın dostlarım olursunuz,
Siz güler yüzlü, şakacı, şen şakrak insanlar,
Siz bütün sözü sohbeti yerinde olanlar.

Sohbet ehli olanlar
Kötülükten arınmış
Bilge, ince insanlar
İnsanca yaşamanın
yolunu burada bulur
Sohbeti ehli olanlar.""
16. yyda yayımlanmış bu kitap şahsen bana Rönesanstan önce Avrupa'nın ne kadar vahim bi durumda olduğunu düşündürdü. Rabelais halk aydınlansın diye güldürü tarzında yazmış ama gülmüyorsunuz, kitabın ilk yarısı iğrenç. İğrenç derken kötü olarak değil de kelime anlamıyla iğrenç. Aptal Gargantuanın ve ailesinin tuvalet alışkanlıklarına dair bir sürü şey öğreniyorsunuz, ne kadar hoş. Daha sonra bir hoca geliyor garantuanın eğitimi için. Bu bi doktorla el ele verip Gargantuanın midesini aklını falan temizliyorlar. Bizim Gargantua ıq patlaması yaşayarak baya adamakıllı oluyor. Sonra ne hikmetse babası başta aptalca konuşurken sanki baştaki karakter o değilmiş gibi akıllı uslu davranmaya başlıyor. Kitapta çelişen bir sürü şey, tuhaf bir sürü de olay var. Bazı bölümler dışında fena değil kitap. Zaten dev yaşamı, ortaçağ dönemi falan ilgi çekici konular.
*İçindeki çizimleri çok beğendim.
*interstellardaki uydurma karadeliğin adı burdan geliyormuş.
İçimizdeki aşırı sevinç yüreği ayartır ve yaşama gücünü açıkca dağıtır.
Khilon der ki, mutsuzluk ve dava yoldaştırlar, davası olanlar da mutsuz kişilerdir, çünkü aradıkları hakkı almadan ömürleri tükenir gider.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gargantua
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587159
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Gargantua
Gargantua
François Rabelais (1494?-1553): Roman sanatının doğuşunu müjdeleyen çağın en önemli yazarlarından biridir. Daha sunuşunda, okuyucusuna “Gülmektir çünkü insanı insan eden” diye seslenen Gargantua’ysa (1534) yazarın mizah ve olağanüstünün destansı bir birleşimini oluşturan beş kitaplık külliyatının ikinci halkasıdır. Bu büyük mirasın ilk halkasını oluşturan ve bu kez Gargantua’nın oğlunun “olağanüstü serüvenlerini” anlatan Pantagruel’se (1532) Türkçe’de hâlâ çevirmen(ler)ini beklemektedir.

Sabahattin Eyüboğlu (1907-1973); Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir.

Azra Erhat (1915-1982); Tercüme Bürosu’nun en önemli çevirmenlerindendir. Ortaklaşa yaptığı Homeros ve Hesiodos çevirilerinin yanısıra, dilimize bir de telif Mitoloji Sözlüğü kazandırmıştır.

Vedat Günyol (1911-2004); Kültür tarihimizin Tercüme Bürosu ruhunu, sonraki dönemlerde yayıncısı olduğu Yeni Ufuklar dergisi ve Çan Yayınları’yla sürdüren en önemli üyelerinden biridir.

Kitabı okuyanlar 111 okur

  • medeni
  • Burak Koktay
  • Burcu ÖZGÜR
  • Zeynep Cakir
  • Sinan Kurt
  • okuryazar hanım
  • K@FK@
  • Tuba
  • Irmak Batı Onay
  • Ayşe Küçük

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%44.2
35-44 Yaş
%21.2
45-54 Yaş
%11.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.6
Erkek
%49.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (8)
9
%15.9 (7)
8
%18.2 (8)
7
%15.9 (7)
6
%18.2 (8)
5
%4.5 (2)
4
%2.3 (1)
3
%2.3 (1)
2
%0
1
%2.3 (1)