Normal koşularda 75 yaşa kadar beyindeki yüz milyar sinir hucresinden yüzde 5'inden azı kayba uğrar.
Sinir hücre ölümü, serbest radikaller, hormon değişikliği yaşlanan beyinden sorumludur.
Uygun yaşam biçimi, beyin egzersizi ve vital maddelerin alımıyla beyin fonksiyonlardaki düşüşün önlenebileceğine en iyi örnektir.
Beyinin alma kapasitesi sınırlı değildir!!
Zihnimiz, talep ettiği sürece kapasitesini artırır
Atardamarların çapı daralmışsa kanın terminal (en uç) damarlara kadar gidebilmesi kan basıncının yükselmesi ile olur (kalp, kanı daha yüksek bir basınçla pompalamak zorunda kalır) böylece hipertansiyon olur.
Kan basıncını damarlarda bulunan kan miktarı periferik(çevredeki) damar direnci belirler. Atardamarların iç yüzeyi endotel adı verilen düz, pürüzsüz bir örtüyle kaplıdır. Damar endoteli; sigara, yüksek tansiyon, yukse kan kolestrolünden zarar görür ve iç yüzey pürüzsüzlügünü kaybeder.
Genetik yakınlığa ilaveten çevre faktörlerinin de etkisiyle hücrelerde meydana gelen genetik değişiklikle ger gün potansiyel tümör hücreleri oluşur.
Tümör oluşumunda genetik faktörler az, buna karışıklık çevre faktörü büyük önem taşımaktadır. Vitamin ve hormon desteği ile birlikt sağlıklı yaşam tarzı, bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir ve tümörlerden korur.
Spesifik olan ve spesifik olmayan doğumsal bağışıklık olmak üzere iki tip bağışıklık vardır. Mikropların fagositozu(kanın, bakterileri beyaz hücrelerin içine alarak sindirmesi), asit saygıyla proteinlerin parçalanması, mide-bagirsak sistemindeki sindirici enzimler, derinin yayılmacılara karşı direnci, kandaki bazı kimyasal maddelerin yabancı oganizma ve toksinlere bağlanarak onları tahrip etmeleri doğumsal bağışıklık örnekleridir.
Kazanılmış bağışıklık ise bakteri,virüs ve yabancı doku parçalarına karşı, bu maddelerle karşılaştıktan sonra gelişen çok güçlü bir savunma mekanizmasidır