İnsan ne kadar az mutlu, ama erdemliyse, mutsuzluk duygusunun verdiği acı o kadar derin olur; buna layık olsa da olmasa da o zaman durumunda değil, ama izlediği yoldan memnun kalır.
Sizde garip bir mazhariyet var, Behçet Bey; herkes gibi maddesiyle gezinen bir insan olduğunuz halde bir rüyaya benziyorsunuz. Belki de hayatınızı doğru dürüst yaşamadığınız için bu tesiri yapıyorsunuz.
Sonra, bütün etrafına sirayet eden bir hüznünle, yavaş yavaş, çok okunmuş bir kitabı kapar gibi ilave etti:
- Benim tecrübeme gelince o bana ait bir şeydir. Ondan kimse istifade edemez… Herkes kendi tecrübesini kendi başına yapar ve beraberinde götürür.
"Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin?" dedi. "İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyeti insan yapan manevi değerler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü? Cahilsin; okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış."