Hoppipolla

Hoppipolla
@Pierrow
Ben İsanın ellerini çivileyen çekiç kadar günahkarım,Tanrı bunu affeder.
Boğabilmeyi isterdim  sarışında kollarının,  tutkulu aşkında bedeninin,  yüzünde, arzulu kollarında,  süzgünlüğünde derin gözlerinin,  aşkıma tutkun,  bu kısır acılığı,  bana işkence eden.      Yakmayı, şaşkın, umutsuzca sende  bu doymazlığını ruhumun,  şimdiden bıkkın her şeyden  daha bilmeden  ve artık öyle öfkeli ki  suskunluğuna dünyanın,  her hayalimi hiçe sayan  ve sakin vahşetine,  üzerime çöken korkunç  ve umarsız  ve huzurunu bile sıkıntının  bana çok gören,  içimi yakan işkence edercesine  ve amansızca beni dürten,  haykırmama izin vermeden,  altüst ederek kanımı,  boğarak beni amansızca  bir sessizlik içinde, sızının ta kendisi,  bir sessizlik içinde, titreten.       Umutsuz sarhoşluğunda  tüm bedenine olan aşkımın  ve yitik ruhuna, 
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İçimi yakıyor o çılgın arzu,  yaşayan bir kadına duyduğum,  ruhu ve teniyle, sarılıp  utanmadan sarsabileceğim, bağlayıp  gövdemi sarsılan gövdesine  ama sonra, daha sakin günlerde,  yanında durabileceğim tatlılıkla, artık  tensel bir düşünce olmadan, seyretmek için  tatlı çocuk yüzünü,  saf, bir acıya gömülmüş gibi  ve dinlemek için hafif sesinin  benimle ağır ağır konuştuğunu, düşteki gibi ... 
Şiir
Sen kalbimin hem sessizliği hem de karmaşasısın; sen bu haldeyken benim kalp atışımı hayal et.
Şiir
Pencere çerçevesinin üst kısmında bir damlacık beliriyor, onu bin sönük ışıltıya bölen gökyüzüne doğru titreşiyor, sonra büyüyor ve sendeliyor, düştü düşecek, ama düşmüyor, henüz düşmüyor. Bütün tırnaklarıyla oraya tutunuyor, düşmek istemiyor ve bir yandan göbeği büyürken dişlerini oraya geçirdiği görülüyor, o artık görkemli bir şekilde sarkan koca bir damla, derken birden, şıp ve işte düşüyor, parçalanıyor ve sonrası, hiçlik, mermerin üzerinde bir kayganlık.
Edebiyat
Sevgilim, seni senin için sevmiyorum, benim için de, ne de ikimiz için, seni seviyorum, çünkü kanım sana tutulmaya iteliyor beni, seni seviyorum, çünkü benim değilsin, çünkü öte yakadasın, başka bir yerden beni çağırıyorsun, atla diyorsun, tut, bul beni, ulaşamam ben, atlayamam, çünkü sahiplenme duygusunun derinlerine inersen sen bende değilsin ki, sana ulaşamıyorum, bedenini aşıp geçemiyorum, gülüşünün ötesi neresi, bazı saatler var ki beni seviyor olman sarsıyor beni, şaşkınım (sevmek fiilini ne de kolay türden kullanıyorsun, yemeklere çarşafların üstüne, otobüslere saldığın hava ve tat berbat), bana olan sevgin altüst ediyor beni, çünkü bana köprü olmuyorsun, Wright olsun, Le Corbusier olsun, asla tek taraftan karaya bağlı bir köprü yapamayacaklar; böyle serçe gözlerinle bakma bana kuş kafa, senin için aşk basit bir iş, bir işlem, sen benden önce iyileşeceksin hem, her ne kadar benim seni sevdiğimden daha da çok seviyor olsan da beni, böyle.
Edebiyat