Hoppipolla

Hoppipolla
@Pierrow
Ben İsanın ellerini çivileyen çekiç kadar günahkarım,Tanrı bunu affeder.
38 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Vicdanlı sanatçı dışında her şey çamurdu
her hayat, olması gerektiği gibidir. en yetkin davranış tam bir kayıtsızlıktan doğar. her sabah, kendimizin nemli, sıcak bir kalıbı gibi, bir gök cismi gibi, yorgunluğumuzu bırakırız yatağımızda. herkes ne derse desin, yüksek tabakaların titiz ve biçimsel davranışları küçük burjuvaların şapşal rahatlıklarından iyidir. bunalım anlarında yüksek tabakadan bir insan ne yapacağını bilir; küçük burjuva ise düpedüz hayvanlaşır. kapitalizm oldukça faşistler de olacaktır. okurken aradığımız yeni düşünceler değil, kendi düşüncelerimizin basılı sayfada doğrulandığını görmektir. uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır. vicdanlı sanatçı dışında her şey çamurdur.
Edebiyat
Reklam
akşam ıssız bir ağaç biçiminde sırrı dökülmüş aynalarda görünür (bakmak, uzaklara dokunmaktır sen benim en alımlı gözlerimsin) bakışını duyar gibi güllerden tıpkı enli ve kalın hüzünlerden bana bir gülümseme biçer gibisin benim özel bir tarihim olmadı başlamak için en ilkel gereçlerle ilk kumaşı biçenlerin tüylü sıkıntısına duyulurdu bungun ve boğunuk sağrıları tere batmış at biçimlerinin sazlıklarda doludizgin koşturulduğu (sen benim fırtına gecelerimsin) fırtına başlatılır ilk tecimevlerinde ölü testiler toprak günlerden ayı postlarından kürkleri iznikli çömlekçilerin gemi direkleri gibi sağlam yalnızlıkları cam dışlarında büyürdü fesleğenler gümüş koşumlar yaptılar usta işi bakışlara vurmak için sürerdik acı mısır ekmeğini harlı fırınlara otlarda sürülerimiz yıldızlı göl gecelerinde fırtına çıktı içeri aldık fesleğenleri
Edebiyat
bizim papaz efendi dedi ki "isa bir yanağına tokat yedi öbür yanağını da çevirdi isa'nın yediği iki tokat roma'yı devirdi." ben de papaz efendi'ye dedim ki "ben de isa babamızın kuluyum her gün efendimden tokat yiyorum her tokat yiyişimde öbür yanağımı da çeviriyorum efendim niye devrilmiyor roma gibi roma'dan güçlü mü bizim efendi?"
mavi yaz akşamları, patikalarda dalgın gideceğim, sürüne sürüne buğdaylara ayaklarımda ıslaklığı küçük otların yıkasın, bırakacağım başımı rüzgara ne bir şey düşünecek, ne bir laf edeceğim ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi göçebeler gibi uzaklara gideceğim mesut, sanki yanımda bir kadın varmış gibi
geri kalan hep uzaklıklardır biçemler, sevecen boşluklar ve her ileri adımda azalmalar, ezinç yine de rahat giden her şeyde
Reklam