Hayat bir kadının sizi sevmesidir, saçlarınız arasından esen rüzgar, yüzünüze vuran güneş, bir arkadaşınız ile çakır keyif olmaktır. Hayat, aynı zamanda bir kadının sizi terketmesi, yağmurlu bir gün ve bir arkadaşın ihanetidir de.
Öptüğü piyano narin parmakların
Kızıl akşamda ışıl ışıl yanıyor
Ve çok eski, ince, tatlı bir şarkının
Hafif kanat vuruşları dolanıyor
Ve odasında korkuyla salınıyor,
O teni burcu burcu kokan kadının
Neyin nesidir bu beşik ki aniden
Garip bedenimi nazlı nazlı sallar?
Söyleyin nedir istediğiniz benden
Tenimde dolanan garip ve inceden,
Ve ey uzaklaştıkça ölen şarkılar
Aralık pencerelerde can çekişen?
İliklerimde ki yitik aşkı
sarhoş bir unutkanlığa
ilikliyorum.
Sanki şiirini bilmediğim
bir fransız akşamında kaldırım
taşlarını sayıyorum kalbimin..
İçimde ayak izlerin, aylak bir
yaz geçiyor avuçlarımdan.
Tablo
Yüzün tanrısal bir tablo.
Gözlerinin kenarı sanki alkoldendi kırmızı.
Kusur dediğin her yerin…
Ah yüzündeki benlerin…
Tanrım nasıl bu kadar yaralı?
Tutmaya kıyamadığım ellerin.
Neden ağlıyor gözlerin?
Çok üşüyor sen yokken ellerim.
İstemiştim sadece seni kurtarmayı.
Şimdi de yemin ettim unutmaya anıları.
Unutamıyorum kokunu.
Tanrım nasıl bir acıdır bu?
Geri dönmeyeceksin belki de.
Öyleyse bırakıyorum anılarımızı teker teker…
Ölmeye.