Hoppipolla

Hoppipolla
@Pierrow
Ben İsanın ellerini çivileyen çekiç kadar günahkarım,Tanrı bunu affeder.
38 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Tek renk bir boya daha karıştırılmamış bir boya. Başkasının boşluğunu doldurmak için kullanılan onca renk ile karıştırılmış bir boya. Değersiz ve önemsiz iken başkasının hayatlarına yardımcı olan bir renk. Etrafı bembeyaz görüyorum sade ve aydınlık, sanki bana huzur diye fısıldıyor... belki de sonsuz bir ızdırap. Bu kadar kullanılmayı kabul etmekte kendine yaptığın bir saygısızlık değil midir? Anlayıp devam etmek ise aptalık mı? Günlerimi ufak bir ipliğe doladım. O güne yaklaştıkça boynuma fazlalıkları bıraktım, kendi kendini hasta etmek ne acı? Her tarafı beyaz görüyorum bir umut...
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Gezilerimde birkaç kadın tanıdım, sarışınları, esmerleri – peşlerinden koştum, epeyce de para döktüm; şimdi artık genç olmadığım için onlar benim peşimden geliyor, ama neye yarar – ve anladım ki, Sor Matteo'nun kızları en güzelleri değildi bunların – belki Santina, ama onu da büyümüş haliyle görmedim – dalyalar ya da güller, ya da meyve ağaçlarının altında, bahçelerde büyüyen çiçeklere benzer güzellikleri vardı. Sonunda farkettim ki, çok zeki de değillerdi, piyano çalmalarına, romanlarına, çay içmelerine ve şemsiyelerine karşın kendi yaşamlarını düzene sokmayı beceremediler – gerçek hanım olmaya, bir erkeği ve bir evi yönetmeye uygun yaratılmamışlardı. Vadide, kendilerini, hatta başkalarını daha iyi çekip çevirebilecek bir yığın köylü kadını bulunur. Irene ve Silvia artık köylü değillerdi, gerçek hanım da değillerdi. Pek iyi idare edemediler durumu, zavallılar – ölümleri de öyle oldu
Yürürken on yedi yıl önce Torino'yu terk ettiğim, bir insanın bir başka insanı kendisinden daha fazla sevebileceğine karar verdiğim akşamı düşündüğümü anladım. Oysa gerçek isteğimin dışarı çıkmak, dünyaya adım atmak olduğunu, adım atabilmek için de böyle bir gerekçe, böyle bir bahane gerektiğini kendim de biliyordum. Beni kendisiyle birlikte götürüp bana bakabileceğini sandığında Guido şaşkına dönmüştü, bilinçsizce sevinmişti -oysa her şeyi daha başından biliyordum. Elinden geleni yapmasına, çalışıp çabalamasına izin verdim. Yardımcı bile oldum ona, onunla birlikte olmak için işten erken çıkıyordum. Morelli'ye göre derdim, başımın belasıydı o. Üç ay boyunca gülmüş, Guido'yu da güldürmeye çalışmıştım: Bir şeye yaramış mıydı? Benden ayrılmasını bile beceremedi. İnsan bir başkasını kendinden daha fazla sevemez. Kendini kurtarmayı beceremeyeni, kimse kurtaramaz.
Göklerin nakışlı kumaşları bende olsaydı, Altın ve gümüş ışıkla dokunmuş, Mavi ve uçuk renkli ve koyu renkli kumaşları Gece ve ışığın ve yarım-ışığın, Ayaklarının altına sererdim kumaşları: Fakat ben, fakir olduğumdan, sadece rüyalarım var; Rüyalarımı ayaklarının altına serdim, Yavaşça bas ayaklarını çünkü rüyalarımın üzerinde yürüyorsun.
Edebiyat
Uyumuyorduk artık, çünkü hüznün saatiydi yatağımız ve birer değnek gibi büküyorduk akreple yelkovanı, ve onlar hızla yaylanıp kırbaçlıyorlardı zamanı kan gelene kadar, ve sen, gittikçe bastıran günbatımıyla konuşuyordun, ve ben, on iki kez sen diye seslendim sözcüklerinle ördüğün geceye, ve gece açılıp, öylece kaldı, ve ben, bir gözü onun kucağına bırakırken, ötekini senin saçlarına taktım, ve ikisinin arasından açık damarı uzattım fitil yerine- ve genç bir şimşek, yüzerek yaklaştı.
Edebiyat