“İçimde koyulaşmış olan öfkeyi toplamak zorundaydım, tıpkı çölde kaybolup susuz kalınca yaprakların ve çiçeklerin üzerindeki çiğ damlalarını biriktirip içen insanlar gibi. Öfke, kızgınlık, nadir de olsa isyan kıvılcımları, uyuşmuş onurumu yaşatmak yolunda değerli birer ateşleyici olmuştu.”
“sevdiğimiz biri öldükten sonra bir an gelir, görüp duyduğumuz her şeyin sadece bir kâbus olmasını hayal etmez miyiz? Ben şimşek hızıyla böyle bir mucize yaşamış gibiydim.”
"Haklı. Ben olsam, küçücük bir eşkıya için, bir ülke kadar büyük bir bölgenin insanını sürgün eden bir insana teslim olmam. Demek beni bunun için, aşağı gördüğü için, tenezzül etmediği için öldürmedi."