Ayaklarımızın altında bir zemin yok artık. Bir çatımızda. Gelecek yok. Geçmişin izleriyse çoktan silinmeye başladı. Aşk bize bu sonsuz boşlukta ev olacak tek şey.
O da gittikten bir süre sonra kendimi ormanını yitirmiş bir ağaç gibi hissetmeye başladım, çölün ortasında tek başına bir tenere ağacı, bir ormanın son üyesi. Yine de öyle ya da böyle devam ediyordu ya hayat, pes etmemeye kararlıydım, küçük bahaneler icat edip bir biçimde tutunmam gerektiğine inandırdım ben de kendimi.
Kapsamını henüz tam olarak keşfedemediğin, nereye kadar uzandığını, hayatının hangi çatlaklarına sızdığını asıl birkaç ay sonra fark edeceğin, bu yerini dahi gösteremediğin ağrının senden başka kimseye tesir etmemesi ise maruz kaldığın tenhalığı daha da çoğaltıyordu. Uç uca eklenen irili ufaklı vedaların hayatında açtığı boşluk giderek genişlerken, peyda olan hain duyguların sırf seni ilgilendirdiği bir yerde çünkü bu şehir. Bu da yalnızlığını katmerliyordu.