İnsan gelecegi planlayan ve seçim yapma şansina sa-
hip olan tek canlidir. Seçmemek de bir seçimdir ve bu nedenle insan her durumda seçim yapmis olur. Yaşadigimiz her sey, bilerek veya farkinda olamayarak yaptigimiz veya yapmadigimiz seçimlerin ve onlara verdigimiz önceliklerin bir sonucudur.
Memnuniyet düzeyi, kisinin bir iliski içinde aldigini ve verdigini düsündükleri arasinda kurdugu dengeye göre sekillenir. Kisi, kendine göre aldigi ve verdigini bir adalet terazisine oturtur ve bir karara varir. Bu terazi subjektiftir ve insan, fitrati geregi kendisini hep "alacakli" görür. Bunun sonucunda da daima
talepkârdir.
Yeni kuşaklar, geçmişte kararlılık olarak görülen davranışları bugün takıntı olarak, fedakarlığı, kendini tahrip; iyimserliği gerçeklerden kopukluk; cesareti de saflik olarak degerlendirebilir.