Mehmet Dilmec, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Istediğiniz gibi mükemmel anayasalar hazırlayın ,seçimler konusunda istediğiniz kadar haklar tanıyın,en liberal kanunları yazın,sosyalizmin veya komünizmin mucizevi gücüne inanın ,ama eğer binlerce çocuğumuz hayata küçük ,onemsiz insanlar olarak adım atarlarsa ,parlamentolar ve bütün hukuk düzeni mevcut olduğu halde;umumi ve sosyal hayat ,yine sönük ve paslı olacaktır.Bu nesilden gelen memurlar özensiz ,bakanlar ise siyaset cambazı olurlar.Milletvekilleri çıkar peşinde koşarlar.Okullar yeni nesillerin beynini ve kalbini yıkayan kurumlar olarak kalır.Basın,guzelligine paha biçilen sokak kadınlarına benzer.Günümüzün durumu!

Beyaz Zambaklar Ülkesi, Grigory PetrovBeyaz Zambaklar Ülkesi, Grigory Petrov
İlknur Demir, Mila'nın Düşleri'ni inceledi.
 12 saat önce · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

İnternette aradığımda daha çok futbol takımı Milan hakkında bilgi bulduğum kitap. Kimseler okumamış mı hayret ? Oysa okunulası bir kitap bence. Sade bir dille yazılmış güzel kurgulanmış bir roman. Kenar-köşelerde kalan çok okunanlar listesinde olmayan hatta adını hiç duymadığım çok bilinmeyen yazarların kitaplarını alır gelirim bazen. Bazıları çok doğru seçimlerdir bazıları ise tam bir hayal kırıklığı olur. Mila' nın düşleri de böyle aldığım kitaplardan biri ama ne yazık ki kitaplığımın bir köşesinde unutup kalmışım. Keşke daha önce bulsaydım diye hayıflanmadım dersem yalan olur.
Ana karakter Mila’ nın etrafında gelişiyor olaylar. Bir çok karakter var kitapta ama hepsi Mila’ nın hikayesine dönem dönem girip çıkıyor. Bazen gerçekte bazen düşlerde.
Jack London’ dan bir alıntıyla başlıyoruz okumaya;
‘’Adam dönüp arkasına baktığında, bıraktığı kanlı izi kurdun açlıkla yaladığını gördü ve onun canına okumazsa sonunun ne olacağını açıkça anladı. Jack London…
Çünkü; ilerleyen sayfalarda görüyoruz ki Jack London’ un kitaplarına ve o kitaplarda ki karakterlere hayran Mila. Kendi sıkıcı dünyasından Jack London’ un kitaplarında ki kahramanlarla bütünleşip düşler kurarak kurtulmakta. Bu düşlerin sonucunun nerelere vardığı da kitabın ana konusunu oluşturuyor zaten.

Almanya’ nın duvardan öncesini ve duvardan sonrasını, aslında siyasetle hiçbir ilgisi olmayan, kendi küçük dünyasında 70'li yıllarda annesiyle yaşayan, büyük bir aşk ve bir bebek özleminin düşleriyle büyüyen, belki de zaman zaman düş ve gerçeği birbirine karıştıran, suça meyilli Mila’nın gözünden anlatmakta kitap...

Mila’ nın bu kadar düşlerde yaşaması belki de sorumsuzluğun dibine vuran babasından, nerede ve kimden olduğunu bilmediği, bir çoğunun yüzlerini bile görmediği onlarca kardeşinin olmasından kaynaklanmaktadır. Mila cinsellik konusunda ki fütursuzluğunu da babasından almış gibi görünmekte ve babasının “Öfkenizin enerjisini kullanın” sözünü kendine hayat felsefesi olarak benimsemiş , aşırı bireyselci, aşktan ziyade kendisine bir bebek verebilecek erkeğin arayışında. Bu yolda ilerlerken ne kadar yanlış seçimler yaptığının farkında bile olmayan, dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan hatta masum! olarak değerlendirebilecek bir kız. Peki Mila ne kadar masum? Mila’ nın bir bebeğe sahip olma arzusunu reddeden erkeklerin vay haline. İnsan sormadan edemiyor. Çocuk özlemi bir kadını hatta 13 yaşında bir çocuğu canavar yapar mı ??

Orijinal adı Andere Umstände (Diğer koşullar) olan kitabın yazarı ülkemizde pek tanınan bir yazar değil. Dilimize çevrilmiş üç adet kitabı var. Bunlardan iki tanesi çocuk kitabı . Vampir Monti ve Dinazor Adası’ nın Gizemi. Mila’ nın Düşleri dilimize çevrilen tek romanı.
1964'te Doğu Almanya’ da doğan Grit Poppe, “Barışçıl Devrimi” aktif yaratıcılarından biri olarak deneyimlemiş. 1989'dan 1991'e kadar "Demokrasi Şimdi" sivil hareketine katılmış.
Grit Poppe’ nin 1998 yılında yayınlanan bu kitabının haricinde; 1993 ve 2003 yılları arasında farklı Alman yazarlarda benzer konuları işlemişler.
Ingo Schulze’ un, Basit Hikayeler’ i
Kerstin Jentzsch’ ın; Tanrılar Kayıp Olduğu İçin’ i ve Pandora'nın Gelişi.
Annett Gröschner’ in Moskova dondurması ve
Roswitha Skare’ in Panorama ve Grotesk adlı kitapları. Suça meyilli insanların hayatları anlatılırken duvar öncesi ve duvar sonrası Almanya’ nın değişim süreci. Yani komünizmden kapitalizme geçiş...

Son olarak diyebilirim ki; edebi bir kitap değil belki ama çok ilginç bir kişilik tanıyorsunuz.

aras aslan, Mecburiyet'i inceledi.
21 May 18:57 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

İnsan seçimlerinden ne kadar kaçar? Varoluşun kanıtı mıdır özgürlük, yoksa mecburiyet diye kendimizi kandırdığımız ve üstünü örttüğümüz beklenen bir olaya asla derken içten içe bizi kemirecek kadar iç çekişmesi midir yaşam?
Seçimler arasında nefes aldığımızı hatırladığımız anlar da, sevdiklerimizin elini tutabildiğimiz de yaşam savaşında hangi tarafı seçersek seçelim insan insan olabildiği kadar özgürdür.

Dr. Atabek'in klasik müziğin, bir enstrümanla ilgilenmenin ve bir orkestrada yer almanın çocuk ve ergenlerin yaşamındaki olumlu etkisini incelediği kitap nedense ilgi çekici olamamış. Tavsiye üzerine almıştım ama bildiklerimin üzerine yeni bir şey eklemedi. Elbette "okumalıyım" diye düşünebilirsiniz ama çok daha iyi seçimler yapıp daha fazla bilgi edinebileceğiniz kitaplar bulabilirsiniz.

Sosyal medyada onlarca milletvekili aday adayı profili inceledim. Projesi olan aday adayı sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Vekilliğin 'parti memuriyeti' olduğunu bu seçimler çok iyi anlatıyor. Tam da o nedenle mevcut 'toksik siyasete' külliyen tepki var.

Kasap Bahrettin, Martı Jonathan Livingston'u inceledi.
21 May 12:02 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Güzel bir yolculuk kitabıydı benim için öğrendiğim tek bir şey vardı belkide asla pes etmemek seçimler için çabalamak ve fedakarlık etmek . Okumanız şiddetle tavsiye edilir 500T ve ya 7/C ye binip ilk duraktan son durağa kadar okursunuz

Emel Erce, bir alıntı ekledi.
20 May 23:23 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Sevgili Dost
Seni seçtiğime pişman değilim.
Sen de pişman olmayacağın seçimler yap.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 155)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 155)

Sene 1973
Sene 1973,
Mevsim kış ayları...

Şehirlere lapa lapa karın yağdığı zamanlar,

Çeşmedeki suyun daha boruların içindeyken buz tuttuğu, içecek suyu (tencerenin içine kırıp attığın buzu) soba üzerinde eriterek hayatı idame ettirdiğiniz zamanlar,

Bir kurşun kalemin dibini gördüğünüzde dahi o arta kalan kısmı nasıl kullanırım düşüncesi var çocuklarda, herşey çok kıymetli az olduğu için...

Araba, otobüs var ama şu çağdaki bolluk kadar değil tabii ki...

Devir idare devri, şeker az tuz az herşey az ama muhabbet bol ve kafi, çocuklar yokluğa rağmen mutlular...

İşte bizim köye böyle dar vakitlerde bir öğretmen atamayla geldi. İlk görev yeri olması münasebetiyle çekingen ve çocuksu bir hali vardı. Muhtarı sordu köy meydanında. Köyün çocuklarından 1 ufaklık aldı götürdü öğretmeni -muhtarın evine.

Velhasıl kelam köyde eşi ölmüş yaşlı 1 Hüseyin amca vardı. Öğretmen o evde misafir edildi bir süre.

Okul zamanı geldi. Köyde her yaştan yaklaşık 30 çocuk var. Etraftaki birkaç köyden gelen çocuklarla beraber 80 civarını buluyor öğrenci sayısı.

Öğretmen bir hafta dayanabildi. Çaresiz tahtayı 5'e bölüp her sınıf için ayrı ayrı konu işlemeye başladı.

Geçen sene gelen öğretmen eş durumundan tayin alıp gitmiş. Daha doğrusu alışamamış. Ortalık siyasi olaylar nedeniyle ısınmış. Türkiye gündemi gergin.

Öğretmen adını yazdı tahtaya: Mehmet Ali.

Sonra çocukların yüzüne 1-1 bakıp:
- Benim adım Mehmet Ali. Memetali diyen olur. Memet diyen olur. Ali diyen olur. Hepsi kabulüm.

Ardından tek tek öğrenciler ayağı kalkıp adını, yaşını, babasının ne iş yaptığını söyleyip yerine oturdu. Böylece tanışma faslı bitmiş oluyordu.

Öğretmen yarın okula gelirken büyüyünce hangi meslekleri seçeceklerini 1 kağıda yazıp getirmelerini istedi.

Ertesi gün çocuklar tahtaya kalkıp hangi mesleği seçeceklerini söylediler. Enteresan meslek seçimleri vardı. Müzik aletlerinin yapım ve tamiri, okullarda okutulan kitapları yazan bir hoca olmak gibi değişik seçimler çıkmıştı ortaya...

Tahtaya çıkan 2.sınıf öğrencisi Veli bende yıldızlara gitmek istiyorum. Bir makine yapıp gideceğim öğretmenim dedi.

Akşam çocuklar evlerine dağıldı. O öğretmen o gün bir karar verdi. Hergün son dersi hayatın ona öğrettikleri deneyimleri öğrencileriyle anlatarak konuşarak geçirmeye başladı.

Her öğrenci kendine gerçekçi ve başarılı bir hedef koymaya düzenli ders çalışmaya başladı. Öğretmen onlara köy dışında bir dünya olduğu gerçeğini göstermeye çalışıyordu.

Okulun son günü Veli karnesini alırken Memetali öğretmen sordu;
- Ee Veli kararını verdin mi? Ne olacaksın?

Veli net bir tavırla:
- Hocam sayenizde ne istersek o olabiliriz. Çünkü okuma yazmadan evvel doğru düşünmeyi öğrettiniz öğretmenim...

Öğretmen sınıfa bakarak:
- Gelecek günlerde şartlar sizi zorlayabilir -hatta üzebilir. Belki şu karla kaplı yoldan daha kötü imkanlar içerisine itebilir. Ama çocuklarım şunu hiçbir zaman unutmayın. Bu ülkede Mustafa Kemal aklıyla ve inanarak ülkeyi kurtardı. Sizler geleceği kuracaksınız. Buna inancım tam yeterki; dürüst olun ve çalışın...

Ayşe Nur Eroğlu, bir alıntı ekledi.
19 May 18:03 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

''Bir yanımız çöl bir yanımız deniz...''
'' Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın.Sana verilmiş bir ömür vardır.Bu dünyadaki zamanın bellidir.Ve her şey bir denge içindedir.Biz... Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum...''

Leyla ile Mecnun, Burak AksakLeyla ile Mecnun, Burak Aksak