Ruhla beden nasıl oluyor da birbirlerine o kadar güzel uyum sağladıkları ve ne pahasına olursa olsun, ayrılmamaya kararlı oldukları halde, her gün bir sorun çıkarıyorlar.
Mefisto: İnzivada tahtlarına oturmuş ilaheler vardır. Onlar için zaman ve mekan söz konusu değildir. Onlardan ancak, bir zorunluluk halinde söz edilir:Anneler.
Faust: Anneler mi dedin?
Mefisto: Ne oldu, tüylerin mi ürperdi?
Faust: Anneler! Anneler! Bu söz kulaklarıma o kadar garip geliyor ki!
Mefisto: Gerçekten öyledir. Onlar siz fanilerce tanınmayan ve bizim de anmayı pek sevmediğimiz ilahelerdir. Onların oturdukları yerleri bulmak için en derin yerlere kadar inmek gerekir.
Lanet olsun, ruhun kendisi hakkında beslediği o yüce fikre,
Lanet olsun, duygularımızı zorlayan görünüşteki göz kamaştırıcılığa,
Lanet olsun, hem rüyalarımızda hem de ömür boyunca bizi aldatan şeref hayaline,
Lanet olsun, kadın, çocuk, uşak, hizmetçi, mal ve mülk şeklinde hoşumuza giden şeylere,
Lanet olsun, bizi hazinelerle cesur hareketlere teşvik eden ve boş eğlenceler için altımıza döşek seren paraya ve servete,
Lanet olsun, üzümlerdeki iksire,
Lanet olsun, aşkın o en yüksek hazzına,
Lanet olsun ümide, lanet olsun imana ve lanet olsun her şeyden önce sabra... Lanet olsun!
Düşünsel zevkler bizi kitaptan kitaba nasıl başka türlü taşır!
O zaman kış geceleri bile güzel olur. Tatlı bir duygu organlarımıza sıcaklık verir. Hele bir de kitabı açtın mı, sanki bütün gökler yanına inmiş gibi olur.