Şu ya da bu proleter, haberi olmaksızın, burjuvazinin ideolojik baskısına uğrayarak tutucu fikirlere sahip olabilir. Bu şaşılacak bir şey midir? Hayır, çünkü, egemen sınıf, bir yandan emekçileri sömürürken, aynı zamanda, emekçileri en iyinin böyle olduğuna inandırmak için her çareyi kullanır. (Okulda üretilen resmi ahlak, sınıf savaşımını değil, var olan durumun sessiz sedasız kabulünü över). O halde, bu proleteri suçlamamak gerekir: onun yanlış fikirleri burjuvazinin hüküm sürdüğü bir toplumun nesnel gerçekliğini ifade eder. Dahası var! Emekçilerin paylaştıkları görüşlerin çeşitliliğinin de ötesinde, nesnel koşulların materyalistçe tahlili yolunu tutan devrimci, çıkar ortaklığını ortaya koyacak, aydınlatacaktır. Eylem birliği böylece kurulmuş olur: eylem birliği olanaklıdır, çünkü, son tahlilde, sınıf savaşımının koşullarını belirleyen fikirler değildir, sınıf savaşının koşulları, fikirleri belirler. İşte bunun içindir ki, 1936’da Maurice Thorez, katolik emekçilere hitabederken, onlara: Siz de biz komünistler gibi emekçisiniz. “Halkımızın ve ülkemizin iyiliği için ortak savaşında birleşelim.” diyordu.