Hem Karamazov'un böyle Hamlet'çe, orada ne olacağını düşünmesi mümkün mü? Hayır, sayın jüri üyeleri, başkalarında Hamlet'ler, bizde henüz Karamazov'lar var, o kadar!
Yeryüzünde her şey sütliman olunca hareket kalmaz.
...
Tabii acı çekiyorlar... Ama... Hiç olmazsa yaşıyor, gerçek, düşsel olmayan bir hayat yaşıyorlar, çünkü hayat aslında acı demektir. Acısı olmasa zevki de olmazdı; her şey sonu gelmez bir övgü ayinine dönerdi.
-Şeytanın romatizması mı olurmuş?
-Bazen insanlaştığıma göre neden olmasın? Maddi bir vücutla beraber bütün özelliklerine de sahip olurum. Şeytan sum et nihil humanum a me alienum puto. *
*Şeytanım ben ve insanlara ait hiçbir şeyi kendime yabancı saymıyorum.
Sevgili çocuğum, sevdiğin kadından, işlediğin bir suç için af dilemekten Tanrı korusun seni! Hele sevgilinden, en çok ondan; ne kadar suçlu olursan ol! Kadınlar öyledir ki birader, dertleri şeytan başına, hiç değilse bunları bilirim ben! Hele birine, "Suçluyum, kusura bakma, affet" demeye kalk, sitemlerinden soluk alamazsın! İçtenlikle, kolayca affetmez, paçavraya çevirir seni, olmamış şeyleri de hesaplaşmaya katar, her şeyi toplar, bir şeycik unutmaz, kendinden ekler ve ondan sonra bağışlar seni.
İnsanlar, hele şu son zamanlarda bir özgürlük teranesi tutturdular; neymiş bu peşinde koştukları özgürlük? Yalnızca esirlik ve kendine kıymadan ibaret! Çünkü insanlar, "ihtiyaçlarını tatmin etmeye bak, sen de en yüksek, en zengin kişilerle aynı haklara sahipsin" inancına saplandılar. "İhtiyaçların giderilmesi konusunda hiç çekinme, hatta isteklerini olabildiğince arttır!" Bugün herkesin dilinde bu var, özgürlük böyle anlaşılıyor. İhtiyaçları olabildiğine genişletmek hakkı neler doğurur? Zenginleri yalnızlığa ve manevi çöküntüye, yoksulları kıskançlığa, suç işlemeye götürür.