Genç kadın hanımelinin içinden çekip çıkardığı incecik sürgünün üstünde biriken mayii emdi. "Hanımeli balı," dedi çocuk gibi gülümseyerek. Sarmaşıkların arasından kopardığı bir diğer çiçeği Stan'a uzattı. "Ağzınız tatlansın."
...
"Çalışma odasında var öyle bir şeyler," dedi Hanzade Han, dedektifi hafifçe ürpertecek biçimde az önce tatlı özütünü soğurduğu çiçeği koklayıp ağzına atarken. Stan minicik bir çiçekten dahi bütün itki ve duyularını tatmin edecek biçimde, böyle yüksek verimle istifade edebilen bu kadının elinde bir erkeğin ne hale gelebileceğini düşünmek bile istemezdi.