Hayat böyleydi. İnsanlar ayrı ayrı yollara dağılırlardı. Kiminin tuttuğu yol insanı bu Cevdet gibi muvaffakiyete götürür. Kimininkini de benim vardığım şahikaya çıkarırdı. Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.
Zehra sevmek ve kendini sevdirmek ihtiyacıyla doğmuş bir çocuktu. Küçükken kedi yavruları gibi sokulgandı. Bir saniye gülümseyerek yüzüne bakmak, hafifçe başını okşamak onu esir etmeye kafi gelirdi.
Peki ama den kimsin? sen Sofi Amundsen'sin ama aynı zamanda kendinden çok daha büyük bir şeyin ifadesisin. Düşünen ya da hareket edenin sen olduğunu söyleyebilirsin elbette, ama senin düşüncelerini doğanın düşündüğünü ya da sende hareket edenin doğa olduğunu da söyleyemez misin aynı zamanda? Her şey hangi gözlükle baktığına bağlıdır aslında.