Tamer Arıkan

Tamer Arıkan
@Piranist
Amedspor Ahmet Kaya sevdalısı Bizi zaman yenecek ve anılar kalacak. Mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde. Bir çay doldur, Bir kitap seç, Ve dünyayı sessize al
Aylak
Üniversite
DİYARBAKIR
Diyarbakır, 1986
1231 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·264 syf.··
2025 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 15:03
“Dünyalar Savaşı” insanlığın teknoloji, güç ve doğa karşısındaki kırılganlığını hatırlatan bir klasik. H. G. Wells, yazıldığı dönemin çok ötesinde bir hayal gücüyle, uygarlığın en güçlü olduğunu düşündüğü anda aslında ne kadar savunmasız olabileceğini gözler önüne seriyor. Roman; korku, hayatta kalma mücadelesi ve medeniyetin sınırları üzerine düşündüren bir anlatı sunarken, aynı zamanda bilimkurgunun temellerini atan eserlerden biri olma özelliğini de taşıyor. Okurken hem gerilim hissediyor hem de insanlığın “gerçek gücünün” ne olduğuna dair sorularla baş başa kalıyorsunuz.
Dünyalar SavaşıH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20216bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·260 syf.··
2025 70. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 17:45
Jean-Paul Sartre’nin Bulantı’sı, roman kılığına girmiş bir felsefi deneydir. Anlatıcı Roquentin’in yaşadığı “bulantı”, aslında hayatın çıplak gerçekliğiyle yüzleşmekten doğan dehşettir. Bir gün parkta gördüğü bir ağacın köküne bakar ve fark eder: kök orada öylece vardır, hiçbir gerekçesi olmadan, sırf vardır. İşte o anda Sartre’nin varoluşçu çığlığı yükselir: “Varlık vardır. Hepsi bu.” Roquentin’in bulantısı, sadece kişisel bir mide bulantısı değil, insanın tüm alışkanlıklarının, dayanaklarının ve anlam kurgularının çözüldüğü bir anın bedensel karşılığıdır. O noktada insan fark eder: hiçbir şeyin zorunlu bir anlamı yoktur. Dünya ne iyidir ne kötüdür; sadece vardır. Bu farkındalık insana iki şey sunar: Bir yandan dehşet: çünkü artık hiçbir değer sistemi seni tutmaz. Bir yandan özgürlük: çünkü bundan sonra kuracağın her anlam, senin eserindir. Sartre’nin üslubu kimi zaman tiksindirici, kimi zaman çarpıcıdır; ama hep rahatsız edicidir. Çünkü amaç da budur: seni konforundan söküp atmak. Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ındaki adam gibi, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ındaki Selim gibi Roquentin de toplumun kıyısındadır; fakat Sartre’nin farkı, Tanrı’ya ya da geleneklere sığınacak hiçbir şey bırakmamasıdır. Bulantı, bir roman değil, bir tokattır. Onu okuduktan sonra masa, sandalye, ağaç… her şey gözünüze bir anlığına yabancılaşır. Ve o an şunu hissedersiniz: Sartre’nin bulantısı, aslında hepimizin içinde gizlenmiş olan hakikattir.
1000Kitap
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2025 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 18:05
İnsanın varoluşunu, umutsuzluğu ve kurtuluşu bir düş üzerinden anlatan bu kısa ama etkileyici metin, Dostoyevski'nin en içsel ve ruhsal metinlerinden biri. Bir düş yolculuğu gibi başlayıp insanlığa dair umutlu bir çağrıya dönüşüyor. Hayatın anlamını arayanlara, karanlıktan çıkış yolu arayanlara ve her şeyden öte, sevgiyi unutanlara kısa bir hatırlatma…
1000Kitap
Gülünç Bir Adamın DüşüFyodor Dostoyevski · Sesle Kitap · 20201,928 okunma
Absürt Güldürür, Dostoyevski Düşündürür
Puan vermedi·88 syf.··
2025 54. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 17:11
Absürt bir olayla başlayan ama derin bir sistem ve insan eleştirisine dönüşen bu kısa öyküde Dostoyevski, mizahın ve hicvin en sert hâlini kullanıyor. Okurken gülümsetiyor, düşündürüyor, hatta yer yer içini acıtıyor. Bir yandan bürokrasiye, bir yandan bireysel çıkarcılığa, bir yandan da entelektüel kibire ince ince dokunduruyor. Kısacık bir metin ama katman katman anlam barındırıyor. Bir öykü, hem komik hem bu kadar sert olabilir mi? Evet. Eğer yazarı Dostoyevski ise.
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,129 okunma
Yaşamak mı? Yaşamak Yetmez, Anlamlı Yaşamak Gerek.
Puan vermedi·496 syf.··
2025 48. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2025 12:23
Bu kitap bir roman değil yalnızca; bir duruş, bir hayat muhasebesi, bir inancın sınavı. İnsanın yalnızca güçlü olduğu için değil, neye göğüs gerdiği için de anlam kazandığını hatırlatıyor. Hayatın içinden değil, hayatla doğrudan savaşan bir karakter var sayfalarda. Yoksulluğun, hastalığın, yalnızlığın ortasında bile "ne için yaşamalı?" sorusunu bırakmayan bir ruh. “İnsanın en kıymetli sermayesi yaşamıdır. Bu yaşam ona bir kere verilir ve insan bu hayatı öyle yaşamalı ki, yıllar sonra geriye baktığında boşa geçmiş yıllar için pişmanlık duymamalı...” Bu cümle, romanın ruhunu özetliyor aslında. Herkesin kolayca geçemeyeceği sınavlardan, kolayca seçemeyeceği yollardan söz ediyor kitap. Çünkü mesele sadece yaşamak değil, ne uğruna yaşadığın. “Simsiyah gece bile pırıl pırıl bir sabaha dönebilir bizim memleketimizde.” dediğinde umudu, “Yaşadığım felaketin hiçbir önemi yok. Bu ellerin sosyalizmin yapısına birkaç tuğla koyduğunu bilmek yetiyor bana.” dediğinde inancı hissediyorsun. Zor bir hayatın içinden geçmiş, neredeyse tamamen felçli ve kör bir adamın kaleminden çıkmış olması da metne bambaşka bir ağırlık veriyor. Satırları okurken onun nasıl yazdığını değil, nasıl vazgeçmediğini düşünüyorsun. Yalın bir dil, derin bir içerik. Fikri olan bir kitap bu. Dönemiyle sınırlı değil, insanla ilgili çünkü. Yorgun ruhlara ilham verir, arayışta olanlara yön gösterir. Ne yaşadığından çok, nasıl durduğunla ilgilidir çünkü bazı kitaplar. Dönüp dönüp okunacaklardan. Ağır bir metin değil, ağır bir anlam. Tavsiye etmem... çünkü bu kitap kendini zaten seçtiriyor.
1000Kitap
Ve Çeliğe Su VerildiNikolay Ostrovski · Yordam Kitap · 2025793 okunma