Toprağın çıplak yerleri sarının,yeşilin ve kahverenginin tonlarıyla bezeli irili ufaklı,incecik damarlı, ıslak,kuru kavak yapraklarıyla örterdi.Toprağın açıkta kalan yerleri ise çözemediği,dolduramadığı boşluklar gibiydi. İnsanın içindeki tüm boşluklar, yarım kalmışlıklar ve olamamışlıklar gibi..
Şehrin karmaşası ve gürültüsü beni huzursuz ediyordu.İnsanlar neredeyse nefes dahi almadan oradan oraya koşturuyor, herşeye geç kalmış gibi telaşla, birbirlerini ezercesine hareket ediyorlardı.Çanak antenler ve su depolarıyla dolu damlar,çiceksiz balkonlar, göğe doğru uzanan acayip binalar, ağaçsız sokaklar,birbirlerinin üzerine çıkacakmış gibi caddelerde sıkışmış arabalar, camı indirip küfür eden şoförler ve klaksonlar...
Yaşımın küçük olduğu zamanlarda bile küçücük bir bedende ince düşünen bir yetişkin gibiydim.
Ben hep sevdiklerimi incitmemek için yürüdüm bu hikayede . Bugün de genç bir ihtiyar oturuyor içimde.