Kocamdı" demedi. "Hayat arkadaşımdı" demedi. "Yetimimdi" demedi. "Çocuklarımın babasıydı" demedi. "Ömrümün tamamıydı" demedi. "Çocukluk arkadaşımdı" demedi. Babam için "Amcamın tek oğluydu!" dedi sadece ve sular seller gibi ağlamaya başladı.
Annem devam etti:
"Al, sobanın başına oturt onu. İyice ısınsın. Yiyecek bir şeyler ver. Peynir verme sakın, yemez onu. Zeytin, ekmek, artık evde ne varsa. Açtır belki, uzun zamandır kursağına bir şey girmemiştir. Doyur. Gitmesine izin verme. Allah'ın adı hakkına, bana yemin et. Oyala onu. Sonra bana haber sal. Ben kanat takıp gelirim muhakkak."
“Sen hayatımdan çalındığında kendime aynı soruyu sorup durdum. Biri öldüğünde onca sevgi nereye gidiyor diye. Son nefesleri atmosferde kayboluyor, bedenleri toprağa gömülüyor ama sevgiye ne oluyor? Eğer sevgi gerçekse mutlaka bir yere gitmeli."
Norma bizim bahçemizde bir çiçek gibi açtığında,ben yabani bir ot olmuştum. Sadece kimsenin beni görmediği köşelerde ve karanlık yerlerde yaşamama izin verilecekti