Bu kitaptan beklentim neydi emin değilim açıkçası. Yazarın şu anda üç kitabı var ve bu kitapla beraber üçünü de okumuş oluyorum ve şunu anlıyorum. Yazarın mutlu sonlara karşı alerjisi var. Daha doğrusu yarattığını kurgu dünyası aslında yaşadığı dünya olduğunu çok iyi anlıyorum. Yaşadıkları, gördükleri, duydukları, işittikleri, gözlemlediği ne varsa, onları başka karaktlerin ağzından anlatmayı seviyor. Her zaman ilk sayfalarında neler oluyor dediğim ama sayfalar ilerledikçe bir anlam kazanan bir hikaye yazıyor yazarımız. Bazen okurken yazarın benle konuştuğunu hissettim. Içindeki vatan aşkı her kitabında çok belli. Bu bir kurgu ama ayrıca değil. Bu gerçek bir kurgu ama ayrıca değil. Hangisi doğru ona karar vermek sana kalıyor.
Kitabın uzun olmaması hoşuma gitti. Sanırım kısa ve öz olmayı seviyor.
Kitaba dair sevmediğim bir iki nokta vardı. Örneğin çok fazla devrik ve uzun cümle var. Bu bir hikaye değilde, edebiyat parçalama gibi geldi bana. Bir de bence editör sürecinden daha dikkatli geçilmeliydi, çünkü yazım yanlışları falan gözüme battı, bu önceki kitabında da denk geldiğim için okurken arada ne okuyorum dediğim anlar oldu.
Onun dışında gerçek ama kurgu, sizi rahatsız edecek, düşünmenizi sağlayacak, güneşli günlerin gelip gelmeyeceğini size düşündürecek bir kitap arıyorsanız, kaleydoskop tam size göre.