.. çoğu kez bunlardan bazılarını
aradığı şeyin ta kendisi sanabilir, hatta onlara bir an için sımsıkı, hiç kopmamacasına sarılabilir ve işte böylece,
insanın algılama zayıflığından doğan tatlı bir yalanın içinde
bir süre de olsa oyuncağına kavuşmuş bir çocuk gibi avunabilmiş ama, nedense aranan asıl şey hep insanın içinde
kalırmış.
Anlaşılan, insanoğlunun, kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık
olduğunu bilmiyormuşum daha. Hatta ben, kendi dışımda
kalan birçok şeyi bilmediğim gibi, ne yazık ki insanın
aradığını hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamayacağını da
bilmiyormuşum.