Sevgilime değil, aşka, beni sarsan, serseri yapan, vukuat çıkartan bir aşka aşıktım. İçimde boş durmayı hiç istemeyen, mütemadiyen kımıldayan bir şeytan vardı ve bu şeytan, iş bulamadığı ve beni mektepten attıracak veya karakolda geceletecek bir vakaya sevk edemediği zamanlar hiç olmazsa birine aşık ederdi... Ama kime olursa olsun...
Hayat ne güzel, fakat ne can sıkıcı şeydi!...Bütün günü dolduran bu eğlendirici işlerin içinde insan bi boşluk hissi duymaktan kurtulamıyordu. Bir şey eksik gibiydi,bütün ömrünce işşemeyen bir yeri varmış gibiydi.
"Hayat bu rugan iskarpinlere ne kadar benziyor!" Dedi. "Tıpkı bunlar gibi biz de günler geçtikçe aşınmaya, bir tarafa kaykılmaya, çirkinleşmeye ve nihayet işe yaramamaya başlayacağız..."
Bir entelektüel için hapis yatmak elzem. Olgunlaşmak, hayatı anlamak için başka çare yok.bizimki de belki bu sayede biraz kitaplardan başını kaldırır da etrafını görür, körü körüne atılganlıktan vazgeçer.